Bu kadar da olmaz ki..
Yazıma bir fıkra ile başlamak istiyorum.
Küçük Ali sabah okula geldiğinde öğretmeni yanağında bir tokat izi
görür ve sorar:
-Ne oldu yavrum sana?
-Evde hepimiz yattıktan sonra dün gece ben daha uyumamıştım. Annem
babama: “Git bak bakalım çocuklar uyumuş mu?” diye sorduğunu duydum.
Sonra babam yanımıza geldi, bize “Uyudunuz mu?” diye sordu.
Kardeşlerim herhalde uyumuştu ki ses çıkarmadılar ben “Daha uyumadım”
daha deyince babam bana bir şaplak attı.
Öğretmen durumu anlamıştır. Ali’ye der ki:
-Yavrum bir daha böyle bir şey olursa sakın “uyumadım” diye kafanı
kaldırma ve babana bir şey söyleme.
-Peki der Ali evine gider.
Ertesi gün geldiğinde öbür yanağında daha büyük bir kızarıklık vardır.
Öğretmeni sorar:
-Oğlum ne oldu? Ben sana uyumadığını söyleme dememiş miydim?
-Vallahi söylemedim öğretmenim. Babam “Uyudunuz mu?” deyince hiç
sesimi çıkarmadım. Bunun üzerine babam anneme “Hadi yatak odasına
geçelim” dedi. Annem de “Geçelim ama, bana ne alacaksın?” diye sordu
babama. Babam da ona: “Sana fistan alacağım, sana kolye alacağım”
derken bende dayanamadım “Ben de bisiklet istiyorum!” dedim.
-Oğlum bir dahaki sefere hiç ses çıkarma. Diye tembihler öğretmeni
tekrar.
Ertesi gün Ali okula gelir bu seferde gözü morarmıştır. Öğretmeni:
-Yavrum ne oldu gene?
-Vallahi öğretmenim “Uyudunuz mu?” diye sordu babam ses çıkarmadım,
annem “Bana ne alıcan?” diye sordu ses çıkarmadım, biraz sonra annem
bağırarak “Ben geliyorum!” dedi arkasından da babam “Ben de
geliyorum!” deyince bende “Beni evde yalnız bırakmayın! Ben de
geliyorum.” deyince babam gene tokat attı.
Herhalde fıkra hoşunuza gitti. Benim de hoşuma gitti, gitti ama, aması
var…
İsterseniz satır aralarına bir bakalım ve kadının kocası ile birlikte
olmak için ne söylediğine göz atalım:
Babam
anneme “Hadi yatak odasına geçelim” dedi. Annem de “Geçelim ama, bana
ne alacaksın?” diye sordu babama.
Düşünebiliyor musunuz karı koca arasında olması gereken normal bir
cinsel ilişki için bile kadın, kocasından bir şey istemeyi kendine hak
sayıyor. İnsan “hastalıkta ve sağlıkta” beraber olmayı kabul ettiği
birinden böle bir şey isteyebilir mi?
İstememesi gerekir.
Fakat toplumumuzda çalışmayan, üretmeyen kadın ekonomik olarak
kocasına bağımlı olunca, ancak erkeğin cinsel dürtüsünü öne sürerek
ondan bir şey koparmayı “doğal” sayıyor.
Aslında
bu kabul edilemez bir durum ama, hadi ekonomik özgürlüğü olmayan kadın
için hadi kabul edilebilir sayalım. Peki çalışan kadın başka türlü mü
hareket ediyor? Ne yazık ki hayır. Kendi kazancı olduğu halde
kocasının “parasından” kendine bir takı almayı veya bir yere gidip
eğlenmeyi “domuzdan ne koparırsam kardır” mantığı ile kendi hakkı
sayıyor. Biraz daha ileri gidelim isterseniz ve Haber Türk’ te 1
Ağustos 2010 tarihinde çıkan bir yazının bir bölüme göz atalım:
Uzman psikolog Zehra Erol, tedavi ettiği erkeklerin geçirdiği dönemi
şöyle özetliyor:
“Aldatan erkekte davranış değişiklikleri oluyor, ama kadınlar bunu
görmezden gelebiliyor. Ta ki eşini yakalayana kadar. O zaman kadının
talepleri artıyor, evdeki sorumlukları erkeğin üzerine yıkıyor. Baskı
gören erkek ciddi kaygı yaşamaya başlıyor. Kaygının bedensel tepkileri
titreme, terleme, nefeste düzensizlik şeklinde ortaya
çıkıyor..… Terapi, yeniden sağlıklı ilişkiler kurmalarını sağlıyor…”
Şimdi durum daha da vahimleşti: Gördüğünüz üzere evli veya beraber
yaşayan kadın kocasının kendisini aldatmasına göz yumuyor…. Halbuki,
“Onur”lu bir kadının bu durumda ne yapması gerekir?