|
| |
| |
Kültürlü
olmak için mutlaka zengin olmak gerekmez ! |
|
|
|
TRT'de çalışan keratokonuslu (keratokonus için
bakınız : www.ahmetgirgin.net >keratokonus sayfası) bir hastam dün akşam
için bana bir konser davetiyesi getirdi: iyi ki de getirmiş :)
Konser TRT' nin Harbiye'deki İstanbul Radyosunda yapılacaktı ve
ücretsizdi. Konserden yarım saat önce salonu açtılar ve birden eski
darbelerin ancak radyodan haber verildiği günlere sürüklendim; FM
olmadığından çıtırtı sesle orta dalgadan yayın dinlenen günlere.. Hoş,
3-4 sene önce AB girilmesi üzerine bir fransız radyosunun tüm dünyaya
yayın yaptığı bir röportaj için beni çağırmışlardı. ama o zaman küçük
bir stüdyodan yayın yapılmıştı. Halbuki Mesut Cemil stüdyosu büyük ve
akustiği şaheser; müzik çaldığı zaman içinizde, hatta kalbinizde buram
buram hissediyorsunuz. Etkilenmemeniz mümkün değil. Konser salonlarında
aldığınız tadın, kat bekat fazlasını alıyorsunuz.
TRT'nin farkı da hakikaten çok önemli:
Spiker Tülin Hanım (diğer tüm spikerler gibi) her kelimeyi tane tane,
anlaşılır ve üstün bir diksiyonla sunuyordu.
Sanatçılar musiki makamına uymanın dışında yorumları ile parçalara renk
katıyorlardı.
Parçaların seçimi "fevkaladenin fevkindeydi":
Sözlerini anlayamadığım 16. yy şarkılarından başlayıp, klasik olarak
kreşendo şekilde hızlanarak gitti.
Saz sanatçılarının dışında on erkek ve oniki kadın korist vardı.
Kadınların çoğunluğunu konser süresince anladım: bir erkek soliste
karşılık, üç kadın solist şarkı söyledi; feministlere duyurulur :)
Parçaların içinde bir tanesi beni çok eskilere götürdü:
"Rüzgar kırdı dalımı
Ellerin günahı ne
Ben yitirdim yolumu
Yolların günahı ne"
Bu şarkının bestecisi Üstat Selahattin Erköse de salonda idi. Hem koro
elemanları, hem dinleyenler kendisine içten sevgi gösterisinde
bulundular. Bir insanın alabileceği en büyük keyif herhalde, bu sevgi
selinin görüntüsüydü.
Fakir bir aileden geldiğim için bir müzik aleti çalamamanın üzüntüsünü
hep içimde hissetmişimdir. Müzikten de anladığım pek söylenemez. Ama bir
saat süren konserin sonunda haftanın yorgunluğu geçmiş, hatta yarım şişe
şarap içmiş kadar keyif almıştım.
Gördüğünüz gibi kendi musikimize sahip çıkmak, konsere katılmak ve
bundan sonsuz Tat almak ücretsizdi. Bazı arkadaşlar eğlenmek, müzik
dinlemek, tiyatro, sinema benzeri eserlere gitmenin zenginlere mahsus
olduğunu söylüyorlar: yanılıyorlar...
Bunun gibi İstanbul'da onlarca ücretsiz etkinlik var: önemli olan
bunları araştırmak, yakalamak, izlemek ve tat alma mutluluğuna
erişmek...
İmdi...
Biraz da iğneyi kendime, kendimize batırmamız gerekir: Bu değerli
sanatçılar, Milletvekili seçilmiş Yağmurdereli' nin dediği gibi
"Devletin darbukatörü olmaz" fikrinden kurtarılmalı ! Yoksa değerli
sanatçılar "Tasavvuf musikisinde" :)) kaybolup gidecekler. Bu nedenle
Devlet ve TRT sanatçılarına elimizden gelen desteği göstermemiz gerekir.
Sevgiler,
Dr. Ahmet GİRGİN
|
|
|
|