[ Anasayfa ]
Yazilar Indeksi ] Gönül Öğretmenim ] Ölüler Kültü ] Osiris Gizemleri ] Türkçe’mizi  katledişimiz üzerine.. ] Kuran Tercüme Edilebilir mi? ] İslam Üzerine ] Sure İsimleri ] Recm ] Yasin Suresi ] Kurban ] Sayılar ] 3M ] Anzak Törenleri ] Gelibolu Gezisi ] Arabalara göre Şoför Karakterleri ] [ Kadın Mantığı ] İnternet Tehlikelerinden.. ] Femme Fatale ] Pırlanta... ] 2 şarkının anımsattıkları... ] Sevenin gözü kör mü oluyor acep? ] Var mısın ? ] Bir şehiriçi Otobüs Yolculuğu ] Kültürlü Olmak... ] Kültürlü Olmak: Santral İstanbul ] Pierre Loti Üzerine ] Bizantion' dan İstanbul' a ] İstanbul 1910-2010 ] Kültürlü Olmak... ] Rehberlik Anıları 1 ] Rehberlik Anıları 2 ] Rehberlik Anıları 3 ] Rehberlik Anıları 4 ] Rehberlik Anıları 5 ] Doktor Anıları 1 ] Pazarcılar ] Eşitlik ] Su Ateş Toprak ] Sütunlar ] Hygia ] Dünyanın Yeni 7 Harikası ] Ayasofya ] Süleymaniye ] SultanAhmet ] Saraylar ] GS Lisesinden de Karaktersizler çıkar ]

 

 


Trafikte Kadın Mantığı

 

 

Yirmi küsur senedir ağır vasıta ehliyetim var; Allah’a şükür şimdilik hiç kaza yapmadım. Ağır vasıta ehliyetim olmasına rağmen İstanbul trafiğinde benim kaza yapmamam çok önemli değil: sağ olsunlar, başkaları gelip vuruyorlar....

Bu yazıda anlatmak istediğim bir kaza değil; kaza neden olur? kaza öncesi neler olur ? onu vurgulamaya çalışacağım...

Her gün hastaneden muayenehaneye gelirken Çağlayan sapağından çevre yolundan çıkıp Şişli üzerinden Osmanbey’ e varıyorum. Her seferinde de Çağlayan-Şişli arasında küçük anekdotlar yaşıyorum....

Geçenlerde, Çağlayan’dan gelirken Florence Nightingale Hastanesi öncesi ışıklarda durmak zorunda kaldım. Önümde bir bayan sürücü vardı. Neyse yeşil yanınca şoför bayan, arabasını gelinlik bir kız edası ile yavaş yavaş kaldırdı ve ilerdeki ışıklara kadar uyuz uyuz gitti. O kadar uyuz gitti ki ileride yeşil yanan ışık bile kırmızıya döndü. Sağımızda körüklü bir otobüs olduğu için ikinci ışığa gelene kadar bu “hızlı” bayan sürücüyü bir türlü geçemedim. Ama ışık kırmızı olunca geçip sağ yanında durabildim. Camımı açıp, hanımefendiye:

“Arkanızdan geçmeye çalıştım: yol vermediniz, sağdan gitseniz olmaz mı?” diye bir soru sormak gafletinde bulundum. Aldığım cevap çok ilginçti.

“Ben zaten bu ışığın kırmızı olacağını bildiğim için yavaş yavaş geldim.. Halbuki hatun 18’lik çıt kırıldım gelin yerine, 35’lik dul hanım edasıyla geçse idi 2 değil,  çoktan 4 ışığı da geçmişti… Ve arkasından şoför hanımefendi bana bir soru yöneltti:

“Bir yere mi yetişiyorsunuz?”

Hani kırk yıllık akrabayız ya.. Benim içimden ona “tabakhaneye b.k yetiştiriyorum” demek geldi ama… Elimde doktorluk kozu olduğu için tabakhane yerine hastaneyi tercih ettim. Bunun üzerine hanımefendi bir şey söylemedi ama yorumunu da yapmaktan kaçınmadı:

“Bu durumda benim sağımdan geçip gitseydiniz ya!”

Buyurun, buradan yakın... derler ya.. Ben de bu mantıksızlık silsilesi içindeki cevaplarla zaten bloke olmuştum..

Hadi gelin sizinle baştan itibaren şu olayları irdeleyelim:  

bullet Ey salına salına giden gelinimsi hatun!  Madem yavaş gidecektin niye solu işgal edersin ?
bullet Arkanda bir BMW sana deli gibi selektör yaparken, niye hiç üzerine alınmayıp, 7 kocalı Hürmüz gibi çiklet çiğneyerek etrafını seyredersin ?
bullet Sol şeridi işgal ederken, sağdaki körüklü otobüsü geçememenin veya geçmemenin ne anlama gediğini bilir misin ?
bullet İlerideki ışık yeşil yanarken onu kırmızıya döndürebilmek için ne kadar yavaş gitmen gerektiğinin farkında mısın ?
bullet Sana nazikçe soru soran kişiye mutlaka akıl vermek zorunda mısın?
bullet Acep verdiğin aklın, trafik kurallarına karşı olduğunu biliyor musun?

Tüm bu sorulara cevap verebildiğimiz gün Venüs’ten gelen vatandaşlarımız, dünya üzerindeki normal trafik akışına dahil olabileceklerdir....

Dr. Ahmet Girgin
2007

Ek:

Aşağıdaki iki resmi bir kaç ay önce çekmiştim ama, sayfaya eklemek bugüne nasipmiş :)

1. resimde ileride yolun ortasında gördüğünüz muhtemelen Toyota marka arabayı bir hanım kullanıyordu. Resmin soluna kaçabildiği kadar kaçmış olan BMW' nin direksiyonunda da bir erkek sürücü vardı.

Dikkat ederseniz hanım sürücünün arabasının sağ tarafında en az 2 araba geçecek kadar boşluk var. Zaten onun yolu da orası olması gerekirdi... Ama hanımefendi -ne hikmettir bilinmez- yolun solunun soluna geçmeyi ve kendi hattından gelen BMW' ye sürtecek kadar yaklaşmayı uygun görmüş. Siz buradan fark etmiyorsunuz ama ben BMW sürücüsünün yüzündeki korku ve şaşkınlık ifadesini çok iyi hatırlıyorum. Zaten resmi çeken ben, direksiyonda olduğum halde gördüğünüz üzere, BMW' nin sürücüsü gibi, korkudan ve şaşkınlıktan Toyota' dan en az 10 metre geride durdum ki -hatun milletinin ne yapacağını bilemediğimden- temkinli ve olaydan uzak olayım diye :)

Hatunun manevrası ben diyeyim 5, siz diyesiniz 10 dakika sürdü. Bizde gık çıkarmadan bekledik. Çünkü kazara ağzınızı açsanız, bir torba laf işitecektiniz...

2. resimde olağan hale gelmiş bir manzara sunuyorum size: Venüs' lü bayan trafikte makyaj yapmaktadır. Yapsınlar, yapsınlar da; bazen kendilerini o kadar kaptırıyorlar ki, öndeki arabaların yürüdüğünü fark etmiyorlar. Uyardığınız zaman da "Ne var bunda? Niye beklemiyorsunuz?" gibi gayrı ciddi el hareketleri yapıyorlar :)

Bu yazımı okuyan beni de kadın düşmanı zannedecek..)) Bu nedenle sayfaya aşağıdaki resmi de ekliyorum:  Bu sefer bir erkek maganda plakalarının etrafına ültraviyole ışını saçan bir aydınlatma koymuş... Sanki diskotekteyiz: yanından geçen beyaz gömlekli insanlar ve daha önemlisi beyaz sutyenli hanımlar çok tahrik edici bir görünüme bürünüyorlardı :)

Hadi  yazıyı bi fıkra ile bitirelim..))

KAHROLASI KADIN ŞOFÖRLER!"

 "Dün sabah otobanda arabamla işe gidiyordum ki, sağ tarafımda 120 km ile giden yepyeni bir BMW' yi kullanan bir kadın gördüm. Kadın dikiz aynasına bakarak rimel sürüyordu. Birkaç saniye sonra tekrar baktığımda hala makyajına devam ediyordu ve arabası yarı yarıya benim şeridime girmişti!
Ben bir erkek olduğum halde korkudan elektrikli traş makinemi elimden düşürdüm ve öbür elimdeki salamlı sandviçime çarptı. Ortalığı toparlamaya ve dizlerimle yönettiğim direksiyonu düzeltmeye çalışırken, cep telefonunun kulaklığı kulağımdan çıkıp dizlerimin arasındaki kahve fincanına düştü, kahve üstüme döküldü ve önemli bölgelerim yandı, acıyla bağırınca ağzımdaki sigara düştü ve gömleğimi yaktı, bu arada çok önemli bir  konuşmam da yarıda kesilmiş oldu!"

Resimlerin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

Eylül 2009

 

Dr. Ahmet Girgin'in Göz Hastalıkları Sitesi