[Yazarlar İndeksi]
[Anasayfa] [Erkeklerin Avantajlari] [Kadinların Avantajlari..] [Kadın Gözüyle Kadınlar] [Kadın gözüyle erkekler] [Kadinlar Üzerine] [Erkek Manifestosu] [Alinmasi Gereken Seminerler] [Türkler Lehine Yabancı Sözleri..] [Türk Toplumu Üzerine] [Doktorların Kaderi] [Ise Girememenin Garantili Yollari] [Tezat Atasözleri..] [Bir babanin ogluna ögütleri] [Düşünülesi Sözler...] [Birbirimizi Sevebilmek] [PC için Murphy Kanunlari] [Ünlülerin Sözlerinden..] [Nostalji] [Aldatan Kadın] [Neden Aldatır?] [Orospu kimdir?] [Sevgililer Günü] [Ben hep bana söyleneni yaparım] [Aşık Olmazsanız..] [Duygusuz Yüzyıl] [Aptallığın Faydalar] [Aptallığın Yasaları] [Aşka aşık olmak] [Beyninizle mi sevişiyorsunuz] [Cici kızla yaşanmamış aşk] [Çocuk toplumlar] [Gençler duygularınızla yüzleşin] [Kendini sevmek] [Korkular] [Misafir odalı evde aşk] [Nasıl bir evde büyüdünüz] [Sevişmeyi bilmeyen] [Türk insanı AB’ye ne kadar hazır? ] [Öp Beni Kocaman] [Tarihte Değer yargıları] [Midillinin Gözleri] [Allah'tan Kadinim]

 

 

sdmenu.gif (328 bytes)    Türk Toplumu Üzerine Acı Gerçekler...

 
 

 

Prof. Dr. Mahmut Tezcan 'ın Türk toplumu irdelemesi

bullet

Türk Toplumu genellikle bencildir.

bullet

Bireyler agressif ( yani saldırgan !! ) eğilim taşır.

bullet

Türk kişiliğinin en belirgin özelliklerinden birisi de güvensizliktir.

bullet

Plansızlık da biz de ağır basıyor: genellikle uzak geleceğe ait planlar yapmayız, " Hele o gün bi gelsin " deriz....

bullet

İhmalciyiz: hastalık iyice ilerledikten sonra doktora gideriz.

bullet

Gururluluk ta Türklere  ilişkin bir özelliktir ( Gurur mu yoksa bir konuda fikrimiz olmadığı halde kasılarak vaziyeti idare etmeye mi çalışmak .... bi düşünün ...)

bullet

Fala, büyüye , nazara inama, adak adama, kurşun döktürme gibi batıl inançlar çoooook sıktır.

bullet

Türk halkı kadercidir.

bullet

İddiasızlık ve kanaatkarlık. alçakgönüllü olmayı beraberinde getirmiştir.

bullet

Kıskançlık da tipik özerlliklerimizdendir.

bullet

Ayrıca aşırı meraklıyız. ( bakınız kadınlar üzerine )

 


  
Özdemir İnce'nin 30 Nİsan 2000 tarihli Sabah gazetesindeki bir yazısı:

         Türk Toplumunun dayanılmaz değişimi : 

bullet

Kentleşme, teknolojik ilerleme,

bullet

İnternet ve sanal iletişim,

bullet

büyük kentin yalnızlaştırması,

bullet

büyük aileden çekirdek aileye geçiş,

          nedeni ne olursa olsun şu gerçeği değiştirmiyor:

bullet

Türk Toplumu güler yüzlü olmayı,

bullet

Asansöre girdiğinde insanlara iyi günler demeyi,

bullet

Komşusuyla merhabalaşmayı,

bullet

Yolda çarpıştığında özür dilemeyi,

bullet

Yol verildiğinde teşekkür etmeyi unuttu.

     Yıllar önce Batı ülkeleri için anlatılan " yolda hastalanıp yere düşsen kimse dönüp bakmaz" tablosu büyük kentlerimiz için geçerli artık.

      Yozlaşma o kadara hızlı gelişiyor ki  yakında Batı toplumlarının bozuk yapısını bile arayacağız gibi geliyor ...

 ( Son paragraf Dr. Ahmet Girgin tarafından eklenmiştir... )

 YABANCI BASINDA TÜRK ERKEĞİ

bullet

Türk erkeği genellikle orta boylu, tıknaz, siyah saçlı, bıyıklı, esmer, pek sık traş olmayan,  göğsü ve bacakları kıllı bir tiptir.  Yakışıklı ve çekici değildirler....

bullet

Türk erkeği, evli ve 3,4 veya 5 çocuk sahibi, şehirde yaşayıp köyde çok akrabası olan, az eğitim görmüş, alt-orta sosyo-ekonomik sınıfa mensup biridir.....

bullet

Modası geçmiş, şık olmayan giysiler içindedir.

bullet

Ya arabası yoktur , ya da kullanılmış bir arabaya  sahiptir;

bullet

hem arabasını , hem de karısını güvenilir olduğu için almıştır.......

bullet

Büyük televizyonun yanında taşınabilir ufak bir televizyonu, transistorlu radyosu, buzdolabı, işi için bir hesap makinesi, hançeri ve nargilesi vardır.

bullet

Filtresiz sigara içer ( artık filtreli içiyor abartmayalım !! )

bullet

Hiç tatile çıkmaz, sadece düğün, nişan veya akrabaları için memleketine gider....

 

Türkiye' liyse..... ((

bullet

1...Kağıt mendili kumaş mendil gibi günlerce buruşuk şekilde cebinde taşır.

bullet

2...Rüzgarlı havalarda küller uçmasın diye küllüğe su koyar.

bullet

3...Serçe parmağını kulağına sokup iyice sallayarak karıştırır.

bullet

4 ...Sakal tıraşı olduktan sonra kanayan yerlerine küçük kağıtlar yapıştırır..

bullet

5... TV kumandası , telefon gibi aletlerin üzerindeki tuşların Türkçe'sini tercüme edip yapıştırır. (on-aç ; off-kapa ; redial-tekrar ara ; volume-ses vb...)

bullet

6...Çayı soğumasın diye çay tabağının içine sıcak su koyarak soğumasını önler.

bullet

7...Soba borusu aktığında yoğurt kaplarını telle soba borusuna bağlar.

bullet

8...Nezle olunca tuvalet kağıdını uzun bir şerit yaparak kullanır.

bullet

9..Diş fırçasıyla dişini fırçalamayıp da saçını boyar.

bullet

10..Konuşma yeteneği olan hayvanlara ilk olarak küfür etmesini öğretir.

bullet

11..Sahilde mayosunu kabinde giymek yerine arkadaşlarına havlu tutturarak giymeye çalışıp bir de arkadaşlarına "bakmayın laf" diye çıkışır.

bullet

12..Denize girip güneşlendikten sonra aşırı derecede yanan sırtına yoğurt sürerek iyileştirebilir.

bullet

13..Dolmuşta veya otobüste bozuk paraları avucunda toplayıp sikir sikir çevirip ses çıkartır.

bullet

14..Herhangi bir yere hesap öderken arkasına dönüp gizli gizli para sayar.

bullet

15..Denizde "suyun altında nefessiz ne kadar kalabiliyorum."diye deneme yapıp boğulma tehlikesi geçirir.

bullet

16..Beton döktükten sonra bir sanat eserini bitirmişçesine beton kurumadan tarih ve imza eder.

bullet

17..Çorabının kirlenip kirlenmediğini anlamak için burnuna götürerek kısa süreli koklar.

bullet

18..Simit yedikten sonra , masaya dökülen susamları parmağının ucunu ıslatarak toplayıp yutar.

bullet

19..Daha birinci telefon zili çaldığında telefonun başına dikilen ama açmak için ikinci kez çalmasını bekler.

bullet

20..Bir dükkana girip , onun bunun fiyatını sorduktan sonra "abi araba beş dakka dursun ,ben hemen gelicem " deyip ,2 saat sonra gelir.

bullet

21..Gazete bayiinin önünde durup da asili olan gazeteleri ayak üstü okur.

bullet

22..Cebinden çıkardığı paraların içinde en eskisini özenle arayıp bulduktan sonra para üstü verir.

bullet

23..Kağıt paraların üzerine not alır; Paranın bir yüzüne "tehlike anında arkayı çeviriniz" öbür yüzüne de "salak tehlike anında dedik" yazarak eğlenir.

bullet

24..Gece aşırı nem ve sıcak olmasına rağmen , üzerine örtmese de yanına yorgan alıp yatar.

bullet

25..Her yaz damdan düşer de damın kenarlarına dört sıra tuğla örmez.

bullet

26..Çocuğu yanlışlıkla elini kestiği veya düştüğü için ağladığında elini kesti veya düştü diye çocuğunu döver.

bullet

27..Taksi tuttuğunda taksicinin yanına oturur Eğer üç dört kişi taksi tutuyorsa , taksi parasını veren kişi ön koltuğa oturur.

bullet

28..Kredi kartının işlevsel kısmı zarar görmesin diye selobant yapıştırır

bullet

29...Denizdeyse çişini yapmak için denizden çıkma zahmetine girmez.

bullet

30..Kaldırımda yürümeyip de cadde ortasında yürür ve yanından hızla geçen arabaya da " Çarpsaydın bari ! " diye tepki gösterir.

bullet

31..Adres tarif ederken kavga eder gibi bağıra bağıra el kol hareketleriyle konuşur.

bullet

32..Alışveriş merkezlerindeki güvenlik kameralarında saç tarar.

bullet

33..Kürdanla dişini karıştırıp önce çıkarıp bakar , sonra tekrar ağzına koyar.

bullet

34..Ceket giyecekse gözükmez diye gömleğini ütülemez , kazağının altına giyecekse sadece gömleğin yakasını ütüler.

bullet

35..Bir Türk esnafı , müşterisinden aldığı parayı önce iki ucundan tutup iki defa gerginleştirir daha sonra da güneşe doğru tutup bakarak kontrol eder.

bullet

36..Fayton , at arabası ve el tezgahına pompalı bisiklet kornası takar.

bullet

37..Evinde bulunan saksıların dibini kül tablasi olarak kullanır.

bullet

38..Dişlerini gazoz açacağı , fındık ve ceviz kıracağı olarak kullanır.

bullet

39.. İşinde iyi olan birisini överken hakaretle iltifat eder; (Şerefsizin oğlu ne iş yapmış be kardeşim, helal olsun)

bullet

40..Aracın sinyal lâmbaları dururken kolunu çıkararak "dönüyorum" hareketi yapar.

bullet

41..Yemeğin etini en sona bırakır.

bullet

42..Trafik ışıkları kırmızıdan yeşile döndüğünde önündeki herkesi salak sanarak kornaya basar.

bullet

43..Dişlerinin arasından "viij viij" diye ses çıkarır.

bullet

44..TV'de film seyrederken filmin oyuncularıyla muhatap olur; (dur oraya gitme öldürecekler seni)diye zıplar.

bullet

45.. Kulağını kalem ya da örgü sisiyle karıştırabilir.

bullet

46.. Arabasına öküz, köpek, horoz veya hindi sesli korna taktırır.

bullet

47.. Gazete kağıdını en iyi şekilde kullanır.(Cam silme bezi, külah, mendil, sofra bezi )

bullet

48.. Denizde dikkat çekmemek için elbiseleriyle suya girip, bütün dikkatleri üzerine çekebilir.

bullet

49..Plastik yoğurt kabini saksı yapar.

bullet

50..Arabasının arkasına yazı yazar . (Rahmetli de sollardı, tek rakibim THY, kır oyum ama para bende)

bullet

51.. Uçakta bulunan tanıdıklarına uçak havalandıktan sonra görünmeyeceğini bildiği halde el sallar.

bullet

52..Çiğnediği sakızı daha sonra çiğnemek üzere kafasındaki tülbende yapıştırır.

bullet

53..Tek aptest ile beş vakit namaz kılmak için iki büklüm kıvranır.

bullet

54..Desenlerini çok beğenerek aldığı mobilyayı üstünü örterek kullanır..

bullet

55..Geçirdiği bir trafik kazasından sonra kanlar içinde çıkıp, çarpılmış arabasına üzülür.

bullet

56..Tüp kaçırıyor mu, kaçırmıyor mu diye kibrit yakıp kontrol eder.

bullet

57..Kırmızı ışıkta durduğunuz için sizi azarlayabilir.

bullet

58..Otoyolda, otomobilini gaz pedalına tuğla koyarak kullanır.

bullet

59..Cola'yi çalkalayıp fışkırtarak asitsiz içmeyi akil edebilir.

bullet

60..Elektronik hesap makinesini, uzaktan kumandasını naylona sarıp, üzerine de ambalaj lastiği geçirir.

bullet

61..Yeni otomobilini uzun süre koltuk ambalaj naylonlarını çıkarmadan kullanır.

 

TÜRKİYE AVRUPA BİRLİĞİNE GİRERSE AVRUPA' DA NELER YAPAR?

1.. Serbest dolaşım çıkar . İyi bir eğitimi ve geçerli bir işi olmayanların hepsi (İpini koparanlar) çil yavruları gibi Avrupa'nın dört bir yanına dağılır .
2.. Hide Park'ta Türk usulü piknik yapar. (5 aile, 28 çocuk, kamyon, kebap, rakı, çiğ köfte, pijama, atlet, ip, top, tüp, çaydanlık, buz kabı, karpuz, tavla, okey, haşlanmış yumurta ve patates, pet şişe, naylon poşet, arabesk, gürültü ve kavga)
3.. Versailles Sarayının önünde seyyar satıcılık yapar.(Salatalık, lahmacun, simit v.s.)
4.. Wembley stadyumunun girişinde seyyar köfteci açar.
5.. Çocuklar trafik ışıklarında cam siler, mendil satar.
6.. Metro istasyonu girişlerinde kokoreç yapıp satar. Sakatat yasağını takmaz. Kolluk kuvvetlerinden koşarak kaçar. Kaçamazsa rüşvet vermeye çalışır.
7.. Louvre müzesinde kapkaççılık yapar.
8.. Champs Elysees Bulvarı'nda düğün konvoyu yapar.
9.. Çeşitli alanlarda mafyalar oluşturur. Devlet arazilerini Türklere satar.
10.. Mafyadan aldığı arazilere gecekondu yapar. Gecekondularda inek, koyun, tavuk ve kaz besler. Kurduğu mahalleyi kurtarılmış bölge ilan eder.
11.. Yere tükürür. Kendini uyaran vatandaşı döver. Yakalandığında ise polise sürekli "abi !" diye hitap eder.
12.. Galatasaray Avrupa kupalarında başarı elde ettiğinde kutlama konvoyu yapar. Havaya ateş açar ve birkaç Avrupa vatandaşı için "Kim vurduya" tur ayarlarlar.
13.. Sanki asırlardır oradaymış da diğerleri yeni gelmiş ve kendisini rahatsız ediyormuş gibi davranır.
14.. Bir fast food'da yanındaki kız arkadaşına baktığından şüphelendiği adamı döver.
15.. Yenebilecek her şeye içinde domuz eti oluğu şüphesiyle bakar.
16.. Avrupalı tüm kadınlara şırfıntı gözüyle bakar ve günde 25 kadına sarkıntılık eder. Sonunda Avrupalı zannettiği bir Türk kızının ağabeylerinden dayak yer. Yaraları iyileştikten sonra aynı kızla çıkmaya başlar.
17.. Kızlar bir Avrupalı ile evlenebilmek için kırk takla atar. Babaları izin vermeyince evden kaçar. Babaları polisi arar. Kız 18 yaşından büyük olduğu için polis babayı pek sallamaz. Baba kendi işini kendi görmek ister ve herifin kardeşini öldürerek kan davası çıkarmaya çalışır.
18.. Arabasıyla caddelerde turlarken İbo'nun kasetini yüksek sesle çalarak kız tavlamaya çalışır.
19.. Evde bulgur pilavıyla beslenmeye çalışır ve tüm imkanlarını bir Mercedes sahibi olmak için seferber eder.
20.. Türkiye'ye gelip geri dönerken bir minibüs dolusu besin maddesi götürür. Sucuk ve pastırmaları halk sağlığına aykırılığı nedeniyle gümrükte terk eder. Terk etmeden önce iki saat süreyle arbede çıkarır.
21.. Seyyar lahmacun sattığı mahalleye servis yapan pizza dağıtıcısını döver. Olaya polis karışırsa başka bir gün tüm aşiretiyle gelip pizza dükkanını dağıtır.
22.. Kurban bayramlarında kamuya ait yerlerde kurban keser. Kan gövdeyi götürür.
23.. "Yok canım abarttın. Şu anda yurt dışında olanlar bu saydıklarının çoğunu yapmıyorlar ki" diye milletini savunanlar, o günler geldiğinde Türklerin Avrupa'da kanun, kitap dinlemeyecek kadar çoğunluk olacağını göz ardı ederler.
24.. Türkiye'nin nüfusu 16 milyona İstanbul'un nüfusu 1 milyona düşer. Refah seviyesi ve toplumsal kalite son haddine kadar yükselir. Kimse kimsenin malına, namusuna yan gözle bakmaz. Türkiye'de kalmış olanlar, dini bayramlarda ve yaz tatillerinde Avrupa'ya kaçarak Türkiye'nin sakinleşmesini beklerler.
25.. Türkiye'de eğitim seviyesi %98 üniversite düzeyine yükselir. İşsizlik kalmaz. İşçi ithaline başlanılır. Çevre kirliliği sıfıra düşer. Sanat ve kültür yurdun her köşesine yayılır. Arabesk sanatçıları iş alanlarını Avrupa'ya kaydırır. Turizm patlar.
26.. Ülkemiz temiz, sakin ve yaşanası bir memleket olur. Siyasi tartışmalar konuşma platformunda kalır.
27.. Hayal gücü iyi çalışan okuyucular bir bu kadar daha madde üretir.


TÜRKLER TARAFINDAN İCAT EDİLMESİ BEKLENENLER :

01. Bitmeyen piknik tüpü
02. Sigara cepli çorap
03. Topuğu basık ayakkabı
04. Köpüklü su musluğu ve şampuan konulan şofben
05. Elektrik sayacı durduracağı
06. Döner pişiren mikrodalga
07. Laf atan korna
08. Minibüs arkasından para uzatmak için şoförün yanına kadar uzanan demir
09. Güdümlü anne terliği
10. Kurban kesme makinesi
11. Basamakta durana çarpmayan otomatik kapı
12. Otobüste yan koltukta oturan kişinin gazetesini rahat bir şekilde okuma
imkanı veren zoom'lu gözlük
13. Düğmesine basıldığında 'du-lu-luu' sesi veren akbil taklidi anahtarlık
14. Ağza takılan ve dişlerle şişe kapağı açmayı kolaylaştıracak açacak
15. Polis kontrolünden 300 metre önce kendiliğinden takılan emniyet kemeri

Biz Türkler..

Aşağıdaki yazı kime ait bilmiyorum ama yıllardır anlatmaya çalıştığım şeyi, bir Amerikalı bizleri çok iyi analiz ederek anlatmış. Dünya ile bütünleşmek istiyorsak; dünyanın kurallarına göre hareket etmeli ve onların anlayacağı dilde kendimizi anlatmalıyız. "Hemen her işte Türkiye yalnız kalıyor, kimse bizi istemiyor,  herkes düşman, bir tane bile dostumuz yok" gibi saplantılardan ve Türkiye'nin her alanda tanıtımının yeterince yapılamaması beceriksizliğinden de bu sayede kurtuluruz diye düşünüyorum.

Kişi kendini yeterince anlatamıyorsa yada ifade edemiyorsa, ancak bunu karşısındakini anlamaya çalışarak ve karşı tarafın anlayabilmesi için anlatım dilini değiştirerek ifade edebilir. Empati'nin önemi sadece bireyler için geçerli değildir. Ülkelerarası ilişkiler ile devletlerin, kurum ve kuruluşların yapısını ve ayrıca toplumların neyi nasıl algıladıklarını iyi analiz etmeniz gerekir.  

Bireylerin vizyonu ne kadar gelişirse, o oranda (belki de daha fazla) toplumun vizyonu da gelişir. 

Sevgiyle kalın,

Dr. Ahmet Girgin


AMERİKALI UZMAN GÖZÜYLE TÜRK STİLİ
 
Benim adım John Smith, ama bana Can Simidi diyorlar buralarda. Bir iş teklifiyle, kentim Seattle ı bıraktım ve Türkiye ye geldim. Seattle, Amerika nın kuzeyinde, iş ve kent yapısı olarak küçük bir NewYork tur.

İyi bildiğim dört beş dilden biri Türkçe sayılır, iyi konuşurum, ama pek yazamıyorum, imla hataları için beni forgive me- yani affedersiniz. Türklerle anlaşmakta çok zorluk çekmiyorum, ama Türkleri ANLAMAKTA zorluk çekiyorum. Yanlış anlamayın, öpüşerek selamlaşmaları ya da yerel adetler dahil, anlamadıklarım, başka şeyler...

Teknoloji bölümüne yönetici olarak geldiğim şirkette ilginç şeyler görüyorum. Örnek olarak, time management / zaman yönetimi semineri düzenliyoruz şirkette. İlginç bir şekilde herkes zamansızlıktan şikayet ederek gitmiyor seminere. Tıpkı hükümetiniz gibi enflasyonu düşüreceğiz diyerek durmadan fiyatları increase yapıyorlar, nasıl diyorlar artırıyorlar.

Enflasyonu indirmek için fiyatları artırmak pek rastlanmadık bir olay dünyada. Şirketteki tek ilginç şey bu değil tabii ki.

İlk geldiğim gün iyice şaşırmıştım. Benimle global bir head hunter -sizin burada beyin avcısı diyorlar- Seattle da görüştü. İşi, maaşı anlattı ve böylece geldim. Utanmadan söyleyeceğim, ben dünyaca bilinen birkaç projeye imza atmış, tanınmış bir uzman ve proje yöneticisiyim. Uçaktan inince, şirketin görevlileri beni direkt olarak şirkete götürdüler. Beni yönetim kuruluyla tanıştırdılar. Toplantı sürerken Mr.President birden söz aldı, Başkan benim işimi nasıl yapmam gerektiği konusunda uzun bir konuşma yaptı, açıkçası şok olmuştum. Şirketin başkanı madem bu kadar bilgili ve uzmandı niçin beni taa Amerikalardan getirtmişlerdi? Ayrıca presidentin başka işi yok muydu? Turkish stil iş anlayışı böyle herhalde.

Kadınlara benziyor, mantığını anlamak için mantıklı düşünmek anlamsız. Bir de takım çalışması çok garip. Hani İngilizler diyor ya "Deve, bir takım tarafından tasarlanmış bir attır". Sanırım bu takımlardan çok var, Türkiye de... Türkish stil "dram temler".

Herkes o kadar kendine odaklı ki, işleri kendi istediği tarafa çekiyor, ortak inandıkları bir şeyleri, hedefleri yok. Gelecekle de pek ilgilenmiyorlar, istedikleri tek şey bugünü olduğu gibi sürdürmek. Haberlerde, iş dünyasında ve siyasetçilerde hep aynı söz "İSTİKRAR". İstikrar, "in English stabilize" demektir ve herkesi korkutur. Bunu anlıyorum işte, Türkler tarih boyunca korkusuz olmuşlar, korkusuzca istikrar istiyorlar, bu onlar için bir challenge yani... nasıl diyorlar meydan okuma...ama yine ilginç bir şekilde değişim istemiyorlar. Değişim onlar için bir challenge değil.

Akdeniz-Mediterane Havası Dil kursuna giderken bütün dünyanın "Orta(med)Deniz-Mediterane" dediği yere Türkler niçin "Ak Deniz" diyordu onu da anlamamıştım. Belki de kuzeylerindeki denize Kara-deniz dediklerinden... Onlar için bir şey kara ise diğeri de karadır, ara renkler ve ince ayrımlar pek olmuyor. Türklerde... Belki de Mediterane havasından diyorlar Akdeniz! Akdeniz- Mediterane de kıyısı olan bütün ülkelere bir rehavet hakimdir. İtalya, Yunanistan, Fransa, Tunus, Cezayir ya da Türkiye nin kıyı insanları nedense davranış olarak birbirine benziyor. Genelde az çalışıp çok tüketiyorlar ya da uyuyorlar.

Türkler slang-argo da nasıl diyorlar işleri pek "sallamıyorlar". Method, teknik ya da disiplin onlara yabancı kavramlar. Biz Amerikalılarsa bunlar olmadan iş yapamayız. Bir işi başarmak için method ve bilgi gerekir. Bu ikisi de yetmez, hard-working olmak yani çok çalışmak gerekir. Türklerde bunu pek göremiyorum, ama yine de bir şeyler üretiyorlar.

Son dönem yönetim literatürü deneme ve hatalardan öğrenmeye çok yer veriyor. Belki de Türkler sürekli bunu kullanarak survive ediyorlar, nasıl derler ayakta kalıyorlar, ama pek öğrenmiş görünmüyorlar.

Herkes konuşuyor: Türkler bir işi kötü yapmaya karar verirlerse onun üstüne çok konuşuyorlar. Örneğin, futbol kötü olsun istiyorlarsa, onun üstüne çok konuşuyorlar, herkes konuşuyor, öğrendim ki ülke Presidenti Demirel slogan koymuş "Konuşan Türkiye" diye. Şirkette de başımıza geldi, örnek benim konumda. Herkes konuşuyor, ben susuyorum. Herkes konuşurken uzman da konuşursa, herkes kendini uzman sanır çünkü.

Deprem sonrasında buradaydım. Herkes konuştu, ama hiçbir şey yapmadı. İşte böyle, Türkler ilginç işte, çok konuştukları şeyi kesinlikle iyi yapmıyorlar. Dünyada ise kamuoyunun gündemine gelen konular halledilir, sanırım Türkler bir şeyi halletmek istemedikleri zaman hemen başlıyorlar konuşmaya. Çok konuşulan konulardan biri de değişim.
Herkes birileri değişsin diyor ama kendisini değiştirmek isteyen henüz görmedim.

Öyle ilginç ki humor-fıkra gibi. Mesela bizim şirkette müşteri odaklılık programları geliştiriyorlar, ama bütün çalışmaların odak noktası yine bizim şirket. Örnek, broşürümüze bakıyorum, ilk sayfada patronun ve diğer üst yöneticilerin resimleri. Eğer müşteri odak noktası olsaydı, broşürün baş sayfalarına müşteri resimleri koyarlardı. Şirkette müşterilerin beklemesine ayrılan yer altı metrekare, patronun odası yüz elli metre kare. İşte size, Turkish stil müşteri odaklılık.

 


 
 

[Erkeklerin Avantajlari] [Kadinların Avantajlari..] [Kadın Gözüyle Kadınlar] [Kadın gözüyle erkekler] [Kadinlar Üzerine] [Erkek Manifestosu] [Alinmasi Gereken Seminerler] [Türkler Lehine Yabancı Sözleri..] [Türk Toplumu Üzerine] [Doktorların Kaderi] [Ise Girememenin Garantili Yollari] [Tezat Atasözleri..] [Bir babanin ogluna ögütleri] [Düşünülesi Sözler...] [Birbirimizi Sevebilmek] [PC için Murphy Kanunlari] [Ünlülerin Sözlerinden..] [Nostalji] [Aldatan Kadın] [Neden Aldatır?] [Orospu kimdir?] [Sevgililer Günü] [Ben hep bana söyleneni yaparım] [Aşık Olmazsanız..] [Duygusuz Yüzyıl] [Aptallığın Faydalar] [Aptallığın Yasaları] [Aşka aşık olmak] [Beyninizle mi sevişiyorsunuz] [Cici kızla yaşanmamış aşk] [Çocuk toplumlar] [Gençler duygularınızla yüzleşin] [Kendini sevmek] [Korkular] [Misafir odalı evde aşk] [Nasıl bir evde büyüdünüz] [Sevişmeyi bilmeyen] [Türk insanı AB’ye ne kadar hazır? ] [Öp Beni Kocaman] [Tarihte Değer yargıları] [Midillinin Gözleri] [Allah'tan Kadinim]