Orospu olmayan / olamayan bir fahişenin irdelenmesi..
Aşçılık yapan bir arkadaşım var,
Anadolu’nun bağrından kopmuş gelmiş gurbet ellerde ekmek parası peşinde
koşan sohbeti çok tatlı, şeker gibi bir arkadaştır. Sabah dokuzda başlar
işine, ne zaman sabahları çalıştığı lokantanın önünden geçsem içeri girer
onunla iki çay içerim. Çalışırken göreceksiniz hayran kalırsınız, altı yedi
tane ateş, bir taraftan et kavurur, bir taraftan soğan, domates keser, bir
taraftan tavada yağ eritir, bir taraftan bilmem hangi yemeğe girecek bir sos
yapar, bir taraftan bana laf yetiştirir, bu arada da çayını içer. Ödüm kopar
hep elini kesecek diye, ben kırk yıl uğraşsam bıçağı onun kullandığı gibi
kullanamam, tam bir sihirbazdır, ben de zevkle seyrederim, ikibuçuk saatte
size on çeşit hepsi birbirinden lezzetli yemeği çıkarır, ne kadar uğraşsanız
bu sihirbazın yaptığı gibi yemek yapamazsınız.
Çalıştığı lokanta çok işlek bir caddede ve tam karşısı da kahve,
fırsat buldukça bu kahveye de gideriz beraber. Bu caddede bazen fahişelik
yapan kadınlar da dolaşıyorlar ve onlar da bazen bu kahveye geliyorlar.
Uzatmayayım bu kadınlardan bir tanesi nedendir bilmem beni çok sevdi,
başladı sevgilim, aşkım demeye. Ben sadece gülüyorum ve içimden ya zaten adı
üstünde diyorum, onlara her şey serbest. Benim aşçı arkadaş da gülüyor,
oğlum bundan kurtuluş yok bu sana fena taktı diyor. Ben de kadına ya ben
istemiyorum ben fahişelere dokunmam diyorum. Kadın da bana, ben senden para
almayacağım ki, hatta istersen ben sana para veririm diyor. Benim aşçı
arkadaş gülmekten yerlerde, oğlum diyor orospunun orospusu oldun, para da
verecek bak. Ne yapsam bu kadından kurtulamıyorum, herkesin içinde sürekli
benimle ilgileniyor, fakat biz ciddiye almıyoruz.
İşin aslına bakacak olursak ne kadar acı bir durum. Bu kadın başka hiç
kimseye bunu yapmıyor, sadece ve sadece bana yapıyor. Çok zeki ve sempatik
bir kadın, içten konuşan, doğal bir yapısı var. Sana diyor her şey bedava,
sen bir tanesin. İyi de diyorum ben fahişelere dokunamam, duygusal bir
insanım, şansına küs, zaten başka çaren de yok...Üzülüyor, fakat her
defasında aynı senaryo...Sonuçsuz olacağını bilse de yakamı bırakmıyor ve bu
zamanla bitmek tükenmek bilmeyen bir oyuna dönüşüyor, bu kadın bu oyundan
mutluluk duyuyor nedense. Belki de sadece bu oyunda olmak istediği kişi
oluyor. Belki de sadece bu yolla bakın ben "orospu" değilim, benim de
duygularım var, ben de sizin gibiyim demek istiyor. Çok da güzel bir kadın
aslında, Türkiye de olsa anında sinemacılar kapar. Ya da başka yerde
karşılaşsan peşinde koşarsın, fakat fahişe işte, buna rağmen duygularında ve
içtenliğinde orospuluk yok.
Kim bilir neydi hikayesi, duygulu bir insan, bak işte ben de senin gibiydim
ama düştüm işte der gibi konuşurdu, o bunu böyle söylemezdi, ben anlardım.
Hikayesini de bilmiyorum, kim bilir belki itin birine düşmüştür, belki
ailevi sorunları olmuştur, belki kandırılmıştır, belki aldatılmıştır, belki
zorlanmıştır, belki de kendisi şeytana uymuştur bilemem ve sormam. Fakat
sanki her duygu yüklü kadın gibi, onu çok seven bir eşi, pırıl pırıl minik
gözlerle bakan çocukları, içinde yaşamaktan huzur duyduğu bir evi olmasını
isteyen birisi izlenimi doğururdu bende. Sanki treni kaçırmış, yaşlı
gözlerle kaçan trene bakan bir insan gibiydi, dokunmadım, ben zaten
fahişelere dokunamam, fakat saygı duydum hem ona hem kendime. Hiç bir
orospuluğunu da görmedim, içi dışı birdi, sanıyorum onun hayatını yargılamak
benim görevim değil, herkesin kendi hikayesi vardır.
Orospuluk bence bu kadının yaptığı değildir, bu kadın saklamıyor zaten
ben fahişeyim diyor, her şey açık seçik ortada. Sevince sevdiğine ve
yüreğine ihanet etmeyecek kadar da duygulu. Kadın resmen çıkıyor, ben
fahişeyim; fakat yüreğim bedenimden farklıdır, yüreğim seni seviyor diyor ve
aslında biliyor ki reddedilecek, sadece bedeni değil, yüreği de
reddedilecek. Oysa ki kendi içinde dürüst bir kadın, ortada yalan yok,
sahtekarlık yok, üçkağıt yok, sırtından vurma yok, puştluk yok, kahpelik
yok, yüreğinin sesini reddetmek yok... Bedenini satıyor, fakat duygularını
ve yüreğini satmıyor, sevdiğini kaldırıp atmıyor aksine teslim oluyor, sahip
çıkıyor ve açık açık da söylüyor, arkasında duruyor, kıvırmıyor, naz
yapmıyor, kapris yapmıyor, ben neysem oyum diyor, en küçük bir kişilik
tutarsızlığı yok.
Orospuluk bu değildir... Orospuluk bir insana seni seviyorum deyip, masa
üstü dansözleri gibi herkese kırıtmaktır. Orospuluk sevdiğinden başkasını
ayartmaya çalışmaktır, herkese sırıtmaktır, bedenini olmasa da ruhunu,
sevgisini, kişiliğini onun bunun altına yatırmaktır orospuluk. Orospuluk,
bir arkadaşı, bir gardaşı, bir yoldaşı, sevdiğini, eşini, dostunu yarı yolda
bırakmaktır. Vatanı satmaktır orospuluk, yüreğini satmaktır orospuluk,
toprağına, bayrağına, ulusuna saygı duymamaktır orospuluk. Orospuluk
sevgisini uluorta eloğluyla tartışmaktır, murdar etmektir sevgiyi, helal ile
haramı karıştırmaktır orospuluk. Orospuluk en beklenmedik zamanda seviyorum
dediğiniz insanı sırtından hançerlemektir. Orospuluk size güvenmiş olanlara
ihanet, emanete hıyanet etmektir. Babasının, Atasının elini öpmemektir
orospuluk. Kendin ölmeden sancağı yere düşürmektir orospuluk.
Evet orospuluk bedenini satmak değil ruhunu, insanlığını, sevgisini,
duygusunu, dostluğunu, içtenliğini satmaktır. Fosseptik çukuru bir beyinle
yaşamak ve başkalarının duygularıyla alay etmektir orospuluk. Orospuluk
çaresiz insanların çaresizliğiyle dalga geçmektir, ağlayan insanlara
gülmektir, hak edenin hakkını çalmaktır orospuluk. Adaletsizlik yapmaktır,
suçsuz insanları mahpusa atmaktır orospuluk. Verilen emeklerin, çabaların
üstüne tükürmektir orospuluk. Gariban işçinin, memurun, köylünün üç kuruşuna
göz dikmektir orospuluk. Ben seni seviyorum dedikten sonra eloğluna da aynı
şeyi söylemek, melez çocuk doğurmaktır orospuluk. Duvarına işemek için cami
yapmaktır orospuluk... Allah’ ı, dini, peygamberi, Kuranı, Kitabı rant
sağlamak için kullanmaktır orospuluk...İçi dışı bir olmamaktır,
ikiyüzlülüktür, kahpeliktir, insanları farklı şeylere inandırarak
analarından emdikleri sütü burunlarından getirmektir orospuluk.
Cayır cayır yanan ve çırpınan insanların duygularıyla dalga geçmek ve bu
insanları aşağılamaktır orospuluk. Bayrağımın üstündeki kana ve bu kanın
üstünde parlayan aya, yıldıza saygı duymamaktır orospuluk. Yurdumun
toprağında yetişmiş bir bahar çiçeğini açmadan koparmaktır orospuluk.
Ruhsuzlaşmak, kişiliksizleşmek, duygusuzlaşmak, kısaca piçleşmektir
orospuluk. Neyin ne olduğunun, kimin kim olduğunun, neyin referans, neyin
anıt, neyin ant, neyin yemin, neyin kutsal olduğunu unutmaktır orospuluk.
Sevgiyle yapılan güzelim mercimek çorbasına tükürmek, ekmeğin üstüne basmak
kenara koymamak, beraber içilen bir kahvenin hatırını unutmaktır orospuluk.
Orospuluk bedenle değil ruhla yapılır, ruhu orospu olmuş bir insanın bedeni
temiz olsa ne olur olmasa ne olur? Duygularını, değerlerini, sevgisini,
dostluğunu, yüreğini, ruhunu, ülkesini, bayrağını, atasını, kültürünü,
dinini, imanını, şehidinin toprağını, hakkını hakka tapan milletimin,
destanlarını ve kutsallarını satan, kaldırıp yerden yere atan orospu değilse
nedir?
Emre Kaan Emre...
30/01/2011