|
| |
|
|
Nasıl
bir evde büyüdünüz?
Cüneyt ÜLSEVER |
|
|
|
Bir insanın
yetişmesinde en önemli etken, muhakkak ki ailesidir.
Boşuna dememişler 'aileni söyle kim olduğunu söyleyeyim', veya 'anasına bak
kızını al', 'armut ağacının dibine düşer'!
Muhakkak ki bu sözler bilimsel değil, abartılı, ancak doğruluk payı da
taşırlar.
* * *
Geçenlerde bir arkadaşım ile konuşuyorduk:
-Ben kullanılmayan misafir odası evi çocuğuyum, deyiverdi.
Bu tarif beni çok etkiledi.
Ben de bu tarife doğrudan uyuyorum.
Ona göre kendisi 'ne kullanılan oturma odası çocuğu' (gelenekçi), ne de
'kullanılmayan misafir odası çocuğu' (modernist) olabilmiş. Tüm hayatı
boyunca, ruhu aradaki 'koridorda' kalmış!
* * *
Ben de 'kullanılmayan misafir odası' olan bir evde büyüdüm.
Çocukluğumda, Ankara'nın Sıhhiye semtinde, İlkiz Sokak'ta bir apartmanın ilk
önce giriş katında, sonra da beşinci katında oturduk. Buraya Samanpazarı' nda
bulunan, benim doğduğum eski, dökük iki katlı bir evden taşınmıştık.
Biz üst katta oturuyorduk.
Şimdi de ev hayatından apartman hayatına geçiyorduk.
Cumbadan Rumbaya!
Köylülükten moderniyete!
* * *
Modernite eve önce bir buzdolabı olarak geldi. General Electric marka bu
buzdolabı, satın alındığı 1957 yılından 1996 yılına kadar, tam 39 yıl, bir
kez dahi tamirci yüzü görmeden, bize hizmet etti. Şimdi yad ellerde!
Ne yapar, ne eder artık bilmiyorum.
Eve buzdolabı geldiğinde, bazı komşularımız bizi ziyaret edip, buzdolabının
ne menem bir şey olduğunu öğrenmek istemişlerdi.
* * *
Sonra bir oda ayrıldı. Bu oda zaten Samanpazarı' ndaki eve göre fazla bir oda
idi. Diğer odadan buzlu camlı ve iki kapaklı kapı ile ayrılıyordu. Buranın
adı 'salon' oldu.
-Misafir odası!
Anam tutturdu ve bu salona, daha doğrusu misafir odasına bir adet üçlü
koltuk ve üç adet tekli koltuktan oluşan 'misafir odası takımı' alındı, daha
doğrusu Samsun'da marangoz dedem tarafından üretildi ve Ankara'ya bize
yollandı.
Tabii, sehpaları ile birlikte!
Kristal görüntüsü veren kesme camlı kocaman üç adet kül tablası, yine kesme
cam sigaralığı, ayrıca yine kesme cam bir hazneye yerleştirilmiş çakmak da
modernitenin, zengin olmadığın halde zenginmişsin gibi görüntü veren,
göstergeleri idiler.
Bu hali ile modernite iyi bir şeydi, fakirler de kendilerini zengin
hissedebiliyorlardı.
Ayrıca hayatımda ilk kez yere sarkan perdeleri, yine kristal görüntüsü veren
avizeyi ben bu evde görmüştüm.
* * *
'Misafir odası' hazırlandı ve kullanıma kapatıldı!
Kirlenmesin ve toz tutmasın diye tüm yeni mobilyanın üzerine beyaz çarşaflar
geçirildi ve oda iptal edildi!
* * *
Ben 6-7 yaşında bu odaya 'hayalet odası' adını koydum. Zira, mobilyaların
üzerinde beyaz çarşaflar hayalet görüntüsü veriyordu.
Birkaç kez odayı işgal edip, hayaletçilik oynamaya kalktım. Komşu kızı ile
saklambaç oynarken de bu örtülerin altına saklanıyordum. Zira o hayaletlere
inanıyordu ve beni o odada aramaktan korkuyordu.
Ancak, komşu kızı değil de anama yakalanınca misafir odasının kapısı
kilitlendi. Artık, sadece buzlu cam camekanın ardında buğulu görüntü veren
beyaz eşyaları seyrederek ve daha çok hayalimi kullanarak 'hayaletçilik
oynamaya' devam ettim.
'Misafir odası', adı üzerinde misafir gelince kullanılacaktı.
Kıymetli cinsinden olanı gelince!
(Haftaya: Kullanılmayan misafir odasında büyüyenler nasıl bir insan
olurlar?)
|
|
|
|