|
| |
|
|
Kullanılmayan
misafir odası çocukları
Cüneyt ÜLSEVER |
|
|
|
Türkiye'de
bugün etkin olan nesil 'kullanılmayan misafir odalı evlerde' büyüdü.
Önceleri müstakil ve kágir evlerde oturulurdu, sonra 'apartman icat edildi'
ve evlerde olmayan ancak apartmanlarda bulunan salonlar misafir odası
oldular.
En pahalı eşyaların sergilendiği, eşyalar tozlanmasın ve kirlenmesin diye
üstlerinin eski beyaz çarşaflarla örtüldüğü, çocuklar girmesin diye
kapılarının kilitlendiği misafir odaları...
Kullanılmamak üzere kurulan misafir odaları!
Misafirleri, o da eve nadir gelen 'kıymetli' misafirleri, ağırlamak üzere
kurulan misafir odaları...
Kıymetli misafirler 'vay be bunlar da moderen olmuşlar!', desinler diye
kurulan misafir odaları...
* * *
1950-70 dönemi bugün Türkiye'yi her kademede yöneten insanların çocuk veya
genç oldukları dönemdir.
Türkiye'nin her konuda 'iki arada bir derede' olmasının nedeni işte bu
nesildir.
Zira, bu neslin kendisi bizzat 'iki arada bir derede' bir nesildir.
Bu neslin 'şehirli' olanları 'kullanılmayan misafir odaları' olan apartman
dairelerinde büyümüşlerdir.
Onların döneminde 'modernleşmek isteyen-Batı gibi olmak isteyen Türkiye'
oturma odasından çıkmış ama bir türlü 'misafir odasına' yerleşememiştir!
* * *
Oturma odasında döşekler -divan derdik- vardı. Saman veya yün döşekler
üzerine duvara dayandırılarak üç-beş yastık konur, yastıklar ve yatak için
aynı desen kumaştan döşemeler dikilir; gündüz misafirler bunların üzerinde
oturtulur, akşam da üzerlerine bir çarşaf örtülerek yatak haline gelirlerdi.
Gece evde misafir varsa, onların öbür divana alınması ile bana açılan yatak
içinde, başıma yorganı çekerek uyur gibi yaparak dedikodu dinlediğim çok
olmuştur.
Yerde tahta kamyonumla oynarken, koltuklardan daha geniş oldukları için
divanlarda ancak yarı yatar gibi oturan hanım misafirlerin açılan
bacaklarını seyretmek ise ayrı bir keyifti.
* * *
Artık filmlerde mi görüldü, gidip görenler mi anlattı bilemem, birileri
birilerine moderen Amerika ve Avrupa evlerinde birer misafir odası olduğunu
anlattı.
Batı'ya benzeyeceğim diye canı çıkan Ankara'da bu haber önce dedikodu
seviyesinde yayıldı, sonra moda oldu.
Babam devlet memuru idi ve Ankara'da yaşayan bir bürokratın modernleşmemesi
düşünülemezdi.
Her türlü masraf göze alındı ve misafir odası kuruldu.
Kullanılmamak üzere!
Biz ve şehirleşen Türkiye döşekli-divanlı oturma odalarından çıktık ancak
misafir odalarına giremedik.
Neden giremedik?
Nasıl kullanılacağını bilmiyorduk da ondan!
Siz şimdi 'misafir odasını kullanmayı bilmemek ne demek?', diye haklı bir
sual soracaksınız.
Misafir odası elektronik bir alet değil ki!
Ancak, olaya kültürel boyutunda bakarsanız, tıpkı ne işe yaradığını bir
reklamda gördüğünüz, özendiğiniz, satın aldığınız, eve getirip kutusunu
açtığınızda ise nasıl çalıştırıldığını bilmediğinizi fark ettiğniz, içindeki
talimatı ise okuduğunuz halde anlamadığınız bir elektronik alet karşısında
ne hissederseniz, büyüklerimiz de misafir odası karşısında benzer bir
duyguya kapılmışlardı.
Bu misafir odası iyi bir şeydi de, nasıl kullanıldığını kimse bilmiyordu.
Kimse bilmediğini itiraf edemediği için de kimse kimseye 'yahu burada nasıl
oturulur?', diye soramıyordu.
Nadiren misafir geldiğinde de bu odanın nasıl kullanıldığını bilinmediği
için, doğumevinde bebek bekleyen 'baba adayları' gibi koltuklara iğreti
ilişiyorlardı.
Sanki, rahatlayıp sırtını dayasan o saniyede koltuk kırılacak. Ev sahibesi:
-Gitti canım koltuk!, diye çığlık atacak.
Hanım da yetişecek:
-Herif, sana evde kaç kez tembih ettim, şu koltuğa oturmayı bir türlü
öğrenemedin, diye azarlayacak.
Herkes içinden:
'Bu adamın modernleşmeye hiç niyeti yok!', diye kınayacak.
* * *
Kullanılmayan misafir odaları bu toprakların 200 yıllık serüveni sonunda
ulaştığı yerdir.
Misafir odaları hevesle kurulmuş, ama nasıl kullanılacağı bilinmediği, bize
ait olmadığı, alışık olmayan kıçta don durmadığı, içinde rahat edilmediği
için bir türlü kullanılmamıştır.
Bugünkü yöneticiler, AB karşısında esas sıkıntının misafir odasında nasıl
davranacaklarını bilmemeleri olduğunu, oturma odaları da çoktan iptal
edildiği için artık oturulacak oda kalmadığını bir türü kabul etmiyorlar.
|
|
|
|