[Yazarlar İndeksi]
[Anasayfa] [Erkeklerin Avantajlari] [Kadinların Avantajlari..] [Kadın Gözüyle Kadınlar] [Kadın gözüyle erkekler] [Kadinlar Üzerine] [Erkek Manifestosu] [Alinmasi Gereken Seminerler] [Türkler Lehine Yabancı Sözleri..] [Türk Toplumu Üzerine] [Doktorların Kaderi] [Ise Girememenin Garantili Yollari] [Tezat Atasözleri..] [Bir babanin ogluna ögütleri] [Düşünülesi Sözler...] [Birbirimizi Sevebilmek] [PC için Murphy Kanunlari] [Ünlülerin Sözlerinden..] [Nostalji] [Aldatan Kadın] [Neden Aldatır?] [Orospu kimdir?] [Sevgililer Günü] [Ben hep bana söyleneni yaparım] [Aşık Olmazsanız..] [Duygusuz Yüzyıl] [Aptallığın Faydalar] [Aptallığın Yasaları] [Aşka aşık olmak] [Beyninizle mi sevişiyorsunuz] [Cici kızla yaşanmamış aşk] [Çocuk toplumlar] [Gençler duygularınızla yüzleşin] [Kendini sevmek] [Korkular] [Misafir odalı evde aşk] [Nasıl bir evde büyüdünüz] [Sevişmeyi bilmeyen] [Türk insanı AB’ye ne kadar hazır? ] [Öp Beni Kocaman] [Tarihte Değer yargıları] [Midillinin Gözleri] [Allah'tan Kadinim]

 

 

sdmenu.gif (328 bytes)   Temel içgüdü: Korkular !   Cüneyt ÜLSEVER

 

 

 

İnsanı insan yapan duygular ile baş edemeyen insanlar kendilerini adeta bir hapishaneye tıktıklarının farkına varmazlar. Kendisi ile yüzleşemeyen insanlar da birey (şahsiyet) olamazlar, birey olamayan insanların da maalesef 21. Yüzyıl'da pek yeri yoktur.

Geçen haftalarda 'aşk' hakkında görüşlerimi belirttim, bu hafta sıra korkularda!

* * *

İddiam şudur ki bizleri 'korku kültürü' ile yetiştiriyorlar. Adına 'toplumsal denge' dedikleri 'statüko' uğruna bizim hep bir şeylerden korkmamız bekleniyor.

Oyunun adı 'önce korkutmaca, sonra kurtarmaca!'

Çocukken aklımıza 'öcü' fikrini büyükler önce sokuyorlar, sonra bizi öcüye karşı yine onlar koruyorlar.

Okula başlayınca öğretmen 'kötü arkadaşlar' yaratıyor, bizi arkadaşlardan korkutuyor, sonra koruyor.

Ben yıllar sonra en keyifli insanların 'korkmam gereken arkadaşlar' olduğunu keşfettim.

Ancak, geç kalmıştım!

* * *

Büyüyünce de 'dış ve iç düşmanlardan' korkmamız bekleniyor.

Yine birilerinden korkuyoruz, yine bizi bir büyüğümüz-bu sefer devlet-koruyor.

Komşularımızdan -Yunanistan, İran, Irak, Suriye v.b.-, komünistlerden, dincilerden, Kürtler'den, Aleviler'den v.b. hep korkmamız gerekiyor.

Önce bir şeylerden korkmamız, sonra o korkuyu bertaraf eden varlığa şükretmemiz lazım!

Bizim bir türlü kendi kendimize kalmamıza müsade yok!

'Kızı kendi haline bırakırsan ya davulcuya varır, ya zurnacıya!'

* * *

Beni en çok ilgilendiren ise günlük ve basit korkular.

Makro korkular ile mikro korkular aynı veya benzer kaynaklardan besleniyorlar.

Ancak, vurgulamak istediğim 'şahsi korkular'.

* * *

Samimi olun ve kabul edin ki en çok, en yakın olduklarımızdan korkuyoruz.

Kadınlar erkeklerden, erkekler kadınlardan korkuyorlar.

Siz boş verin 'maço erkek' ayaklarını. Erkekler kadınlardan basbayağı korkuyorlar.

Neden ?

Çünkü öyle yetiştiriliyorlar.

Erkekler hayatın en büyük hazzı olan cinselliği, mücadele isteyen, kaybedilmesi mümkün ve dahi kaybedince etrafa rezil olunan 'iktidar' kavramı ile eş tutuyorlar.

Hatta hazzı tamamen unutup, cinselliği, sevgiyi, aşkı sadece iktidar sananlar dahi var.

Erkeklere cinselliğin iktidar olduğunu öğretenler ise bizzat kendi ana ve babaları!

Zira, onlar da öyle öğrenmişler!

İşte iktidar, sosyal çevrede iktidar, evde iktidar, yatakta iktidar!

Ne kadar sıkıcı, değil mi?

* * *

Kadın ve erkek bir araya geldikleri zaman da birbirlerinden korkmaya devam ediyorlar.

Sevgili oluyorlar, eş oluyorlar, bu kadar yakın oluyorlar; ancak yine de birbirlerinden korkmaya devam ediyorlar.

Ya bırakıp giderse? Ya aklı başka birine kayarsa? Ya beni beğenmezse? Ya çocukları istemezse? Ya kaynananın sultasından kurtulmazsa? Ya babasının sözünü dinlerse? Ya işsiz kalırsa? Ya parayı çarçur ederse?

Ya ..? Ya ..? Ya ..?

* * *

Sonra sıra çocuklara geliyor...

Kendi yarattığımız çocuklara...

Ya okumazsa? Ya adam olmazsa? Ya kötü yola kayarsa? Ya ..? Ya ..?

* * *

Yanlış anlaşılmasın, korkularımız yanlış veya yersiz demiyorum.

'Korku kültürü' ile yoğrulduğumuz için onları abartıyoruz, değiştiriyoruz, ayran gibi içimizde köpürtüyoruz, demeye çalışıyorum.

* * *

Ancak, en büyük korku kaynağımız kim, biliyor musunuz?

Kendimiz!

 

Korkuların en belalısı: Kendinden korkmak!   Cüneyt ÜLSEVER

 

21. Yüzyıl'a girmek, bu yüzyılın mümtaz bir vatandaşı olmak için birey (şahsiyet) olmak gerekiyor.

Bunun için de diyorum ki, illa ki duygular ile baş edebilmek lazım. Duyguları ile baş edemeyen insan, ne kadar istese dahi, birey (şahsiyet) olamaz.

Bu nokta Türk insanı için çok önemli zira, bizi ama neredeyse hepimizi, duygulardan kaçan insanlar olarak yetiştirdiler.

Biz duygular ile baş etmeyi öğrenemedik.

Bizi duygular ile baş edemeyen ve dahi hep korkutulan insanlar yaptılar.

Neden?

Aksi halde şahsiyet kazanır ve statükoyu sorgularız, diye!

* * *
Okul öncesi öcü diye bir kavram yarattılar, ondan korkuttular. İlkokulda haylaz ve tembel diye en keyifli arkadaşlarımızdan korkuttular, lise çağlarında karşı cinsten korkuttular, üniversitede düşünceden korkuttular, askerde komutandan, işte amirden, evde eşten, mahallede polisten...

Hep ama hep korkuttular.

* * *
En beteri bizleri kendimizden korkuttular!

* * *
‘‘Biz bunu böyle istemedik !‘‘, diyebilirler.

Ancak, duygularından kaçan ve de her fırsatta korkutulan insanın eninde sonunda kaçamayacağı çukur muhakkak ki, bizzat kendinden korkmaktır.

Duygularından kaç, her şeyden kork!

Kaçınılmaz sonuç!

Kendinden kork!

* * *
Kendi kendinize kaldığınızda aynanın karşısına geçin ve kendinize bakın!

Dikkatli bakın!

Kendinizi tanımadığınızı göreceksiniz.

Hiç kendinize bakmadınız ki!

Hiç kaşınızı, gözünüzü, kulağınızı, ağzınızı incelemediğinizi fark edeceksiniz.

Çekinmeyin, soyunun!

Karnınızı, göğsünüzü, bacaklarınızı ne kadar tanıyorsunuz?

Evet, çok çıplak kaldınız; yıkanırken hamamda, sevişirken yatakta çıplaksınız.

Ancak, hiç vücudunuzla yüzleştiniz mi?

Kaçınız aynaya bakmadan, alnında kaç kırışık olduğunu, göbeğinizin nereden çatlamış olduğunu ezberden bilebilirsiniz?

* * *

Düşünün adına can dediğimiz şahsiyetiniz bir vücudun içine üflenmiş, can sadece o vücutla hayatiyet buluyor ve biz bu kadar elzem bir aleti tanımıyoruz!

* * *
Tanımadığınızdan da korkarsınız!

İnsanlar tanımadıkları, bilmedikleri şeylerden korkarlar.

Bilinmeyen, denetlenemeyen stres yaratır!

İnsanın bizzat kendisi kendi stresinin kaynağıdır.

* * *
Kabul edin, koskoca bir hayat hep kendimizden korkarak geçmiyor mu?

Ya beni beğenmezlerse? Ya yatakta rezil olursam?

Ya işten atılırsam? Ya arkadaşlar beni reddederlerse?

Ya..? Ya..? Ya..?

Normal yurdum insanı kendinden o kadar korkar ki kendi eksiklikleri ile yüzleşmek istemez. Topu hep taca atar!

‘‘Urfa'da Oxford vardı da biz mi okumadık?‘‘

Peki, Oxford'da okuyan Urfalıları ne yapacağız?

* * *

Çevrenize bakın, en çabuk kızan, hemen fiziki güce sarılan insanlar en korkak insanlardır.

Onlar kendilerinden o kadar korkarlar ki kendileri ile ancak bağırarak, vurarak, kırarak baş ederler.


 

 

[Erkeklerin Avantajlari] [Kadinların Avantajlari..] [Kadın Gözüyle Kadınlar] [Kadın gözüyle erkekler] [Kadinlar Üzerine] [Erkek Manifestosu] [Alinmasi Gereken Seminerler] [Türkler Lehine Yabancı Sözleri..] [Türk Toplumu Üzerine] [Doktorların Kaderi] [Ise Girememenin Garantili Yollari] [Tezat Atasözleri..] [Bir babanin ogluna ögütleri] [Düşünülesi Sözler...] [Birbirimizi Sevebilmek] [PC için Murphy Kanunlari] [Ünlülerin Sözlerinden..] [Nostalji] [Aldatan Kadın] [Neden Aldatır?] [Orospu kimdir?] [Sevgililer Günü] [Ben hep bana söyleneni yaparım] [Aşık Olmazsanız..] [Duygusuz Yüzyıl] [Aptallığın Faydalar] [Aptallığın Yasaları] [Aşka aşık olmak] [Beyninizle mi sevişiyorsunuz] [Cici kızla yaşanmamış aşk] [Çocuk toplumlar] [Gençler duygularınızla yüzleşin] [Kendini sevmek] [Korkular] [Misafir odalı evde aşk] [Nasıl bir evde büyüdünüz] [Sevişmeyi bilmeyen] [Türk insanı AB’ye ne kadar hazır? ] [Öp Beni Kocaman] [Tarihte Değer yargıları] [Midillinin Gözleri] [Allah'tan Kadinim]