|
| |
|
|
Temel
içgüdü: Korkular !
Cüneyt ÜLSEVER
|
|
|
|
İnsanı insan
yapan duygular ile baş edemeyen insanlar kendilerini adeta bir hapishaneye
tıktıklarının farkına varmazlar. Kendisi ile yüzleşemeyen insanlar da birey
(şahsiyet) olamazlar, birey olamayan insanların da maalesef 21. Yüzyıl'da
pek yeri yoktur.
Geçen haftalarda 'aşk' hakkında görüşlerimi belirttim, bu hafta sıra
korkularda!
* * *
İddiam şudur ki bizleri 'korku kültürü' ile yetiştiriyorlar. Adına
'toplumsal denge' dedikleri 'statüko' uğruna bizim hep bir şeylerden
korkmamız bekleniyor.
Oyunun adı 'önce korkutmaca, sonra kurtarmaca!'
Çocukken aklımıza 'öcü' fikrini büyükler önce sokuyorlar, sonra bizi öcüye
karşı yine onlar koruyorlar.
Okula başlayınca öğretmen 'kötü arkadaşlar' yaratıyor, bizi arkadaşlardan
korkutuyor, sonra koruyor.
Ben yıllar sonra en keyifli insanların 'korkmam gereken arkadaşlar' olduğunu
keşfettim.
Ancak, geç kalmıştım!
* * *
Büyüyünce de 'dış ve iç düşmanlardan' korkmamız bekleniyor.
Yine birilerinden korkuyoruz, yine bizi bir büyüğümüz-bu sefer
devlet-koruyor.
Komşularımızdan -Yunanistan, İran, Irak, Suriye v.b.-, komünistlerden,
dincilerden, Kürtler'den, Aleviler'den v.b. hep korkmamız gerekiyor.
Önce bir şeylerden korkmamız, sonra o korkuyu bertaraf eden varlığa
şükretmemiz lazım!
Bizim bir türlü kendi kendimize kalmamıza müsade yok!
'Kızı kendi haline bırakırsan ya davulcuya varır, ya zurnacıya!'
* * *
Beni en çok ilgilendiren ise günlük ve basit korkular.
Makro korkular ile mikro korkular aynı veya benzer kaynaklardan
besleniyorlar.
Ancak, vurgulamak istediğim 'şahsi korkular'.
* * *
Samimi olun ve kabul edin ki en çok, en yakın olduklarımızdan
korkuyoruz.
Kadınlar erkeklerden, erkekler kadınlardan korkuyorlar.
Siz boş verin 'maço erkek' ayaklarını. Erkekler kadınlardan basbayağı
korkuyorlar.
Neden ?
Çünkü öyle yetiştiriliyorlar.
Erkekler hayatın en büyük hazzı olan cinselliği, mücadele isteyen,
kaybedilmesi mümkün ve dahi kaybedince etrafa rezil olunan 'iktidar' kavramı
ile eş tutuyorlar.
Hatta hazzı tamamen unutup, cinselliği, sevgiyi, aşkı sadece iktidar
sananlar dahi var.
Erkeklere cinselliğin iktidar olduğunu öğretenler ise bizzat kendi ana ve
babaları!
Zira, onlar da öyle öğrenmişler!
İşte iktidar, sosyal çevrede iktidar, evde iktidar, yatakta iktidar!
Ne kadar sıkıcı, değil mi?
* * *
Kadın ve erkek bir araya geldikleri zaman da birbirlerinden korkmaya
devam ediyorlar.
Sevgili oluyorlar, eş oluyorlar, bu kadar yakın oluyorlar; ancak yine de
birbirlerinden korkmaya devam ediyorlar.
Ya bırakıp giderse? Ya aklı başka birine kayarsa? Ya beni beğenmezse? Ya
çocukları istemezse? Ya kaynananın sultasından kurtulmazsa? Ya babasının
sözünü dinlerse? Ya işsiz kalırsa? Ya parayı çarçur ederse?
Ya ..? Ya ..? Ya ..?
* * *
Sonra sıra çocuklara geliyor...
Kendi yarattığımız çocuklara...
Ya okumazsa? Ya adam olmazsa? Ya kötü yola kayarsa? Ya ..? Ya ..?
* * *
Yanlış anlaşılmasın, korkularımız yanlış veya yersiz demiyorum.
'Korku kültürü' ile yoğrulduğumuz için onları abartıyoruz, değiştiriyoruz,
ayran gibi içimizde köpürtüyoruz, demeye çalışıyorum.
* * *
Ancak, en büyük korku kaynağımız kim, biliyor musunuz?
Kendimiz!
Haftaya: 'Kendinden korkan insan!'
|
|
|
|