|
| |
|
|
Gençler
kendileri ile yüzleşmekten korkuyor
Cüneyt ÜLSEVER |
|
|
|
Gençlerle
dolu geçen son iki ayda, bana muazzam pozitif enerji aşıladıkları için
kendilerine minnet borcu duyuyorum. Onlar sayesinde vücuduma tekrar
adrenalin yükleniyor, heyecanım artıyor.
Ancak, onlara bir iki de sözüm var.
* * *
Ben onları, aklımın erdiği kadarı ile, 21. Yüzyıl'ın yetişkinleri olarak iki
konuda uyarmak istiyorum.
a) Teknolojideki akıl almaz gelişmeler, 21. Yüzyıl'da bireysel seviyede,
muazzam cesamette, sınır tanımaz ve acımasız bir rekabet ortamı
yaratacaktır.
b) Herkesin ham bilgiye bedava ulaşabildiği bir ortamda insanlar arası farkı
bilgiyi bilmek değil, bilgiyi yorumlamak doğuracaktır.
21. Yüzyıl'ın insanı olabilmek için, yorum becerisi yüksek bireyler
(şahsiyetler) olabilmek gerekmektedir.
İstisnalardan özür dilerim!
Ancak, tüm üniversitelerde gördüğüm bazı ortak noktalar şunlar:
1) Gençler, kaçamayacaklarını bildikleri halde, rekabet ve birey (şahsiyet)
kelimelerine büyük alerji duyuyorlar.
2) Üstelik bu iki kavram onlardan büyük özveri ve çaba istediği için, bu
alanda kinetik enerjilerini esirgiyorlar, daha açık yazayım, tembellik
ediyorlar.
Örneğin, bilgisayarlarda emirlerinde duran meslekleri ile ilgili bilimsel
makaleleri çoğunluğu okumuyor. Onlara, dersleri ile ilgili kitaplar yetiyor,
hatta fazla bile geliyor.
Galiba, hala bilgiyi bilmeyi uzmanlık sayıyorlar.
* * *
3) Küresel teknolojiyi yerelleştiriyorlar.
Evet, bilgisayar başında oldukça fazla zaman harcıyorlar ancak bu zamanı
bilgiyi aramak uğruna değil, çat kapı gitmek yerine chat yaparak, porno
sitelerine ulaşarak, sanal seksi deneyerek değerlendiriyorlar.
Sakın yanlış anlaşılmasın, bunların hepsi gerekli ama bilgisayar karşısında
geçirilen zamanın optimum dağılımı olmalı.
4) Sonsuz sayıda kanalın emirlerinde olduğu bir dünyada sadece popüler
yapımları seyretmeyi seviyorlar. Galiba, yetişkinler ile gençlerin program
seçimlerinde büyük farklar yok. Onlar da bizler gibi dokümanterlere, ihtisas
kanallarına, hatta klasik filmlere pek fazla yüz vermiyorlar.
* * *
5) Ülkenin nüfusunun yüzde 54'ünün 25 yaş altında olduğunu, kısacacı seçilme
hakları gasp edilmiş sessiz çoğunluk olduklarının, ARI grubu gençleri hariç,
büyük oranda farkında değiller.
6) Onlar da bizler kadar korkutulmuş bir kesim. Devletten, çevreden, aileden
kokuyorlar. Bu konuda yiğitliğe toz kondurmasalar da böyleler.
7) İtiraz etmeleri gerektiği söylendiğinde, normal yurdum insanı gibi, onlar
da sivil itaatsizlik eyleminden kaçmak için bahaneler arıyorlar.
8) Kaderlerini başkalarının çizdiğine inanıyorlar. Onlar da, babaları gibi
medeti devletten umuyorlar, kötü giden işler için hep kendileri dışında
birilerini - devleti, siyasileri, hocalarını, okullarını, ailelerini v.b.-
suçlamak istiyorlar.
9) Muazzam azınlık bir bölümü, tıpkı bizim zamanında yaptığımız gibi, ne
idüğü belirsiz, kerameti kendinden menkul şeyhlere müridlik yapmaya
bayılıyorlar. Bunlar, ortaya çıktıkları her yerde kutsal kitaptan ezber okur
gibi aynı kelimelerle ile zerre kadar kavrayamadıkları kavramlara saldırmaya
bayılıyorlar.
Fotokopi ürünü gibi davranarak farklılaştıklarını zannediyorlar.
Bu çocuklara üzülüyorum.
* * *
10) Çoğunluk, kendi iplerini kendileri kesmek yerine, eleştirdikleri
ebeveynleri gibi, bir kurtarıcı beklemeyi tercih ediyorlar.
11) Bireyselleşme iddiasında olan bir azınlık da şımarıklık ile şahsiyetli
hareket etmeyi birbirine karıştırıyorlar.
12) Eleştirilmeyi, daha doğrusu kendileri ile yüzleşmeyi hiç ama hiç
sevmiyorlar.
(Haftaya duygusal boyutta eleştiriler)
|
|
|
|