[Yazarlar İndeksi]
[Anasayfa] [Erkeklerin Avantajlari] [Kadinların Avantajlari..] [Kadın Gözüyle Kadınlar] [Kadın gözüyle erkekler] [Kadinlar Üzerine] [Erkek Manifestosu] [Alinmasi Gereken Seminerler] [Türkler Lehine Yabancı Sözleri..] [Türk Toplumu Üzerine] [Doktorların Kaderi] [Ise Girememenin Garantili Yollari] [Tezat Atasözleri..] [Bir babanin ogluna ögütleri] [Düşünülesi Sözler...] [Birbirimizi Sevebilmek] [PC için Murphy Kanunlari] [Ünlülerin Sözlerinden..] [Nostalji] [Aldatan Kadın] [Neden Aldatır?] [Orospu kimdir?] [Sevgililer Günü] [Ben hep bana söyleneni yaparım] [Aşık Olmazsanız..] [Duygusuz Yüzyıl] [Aptallığın Faydalar] [Aptallığın Yasaları] [Aşka aşık olmak] [Beyninizle mi sevişiyorsunuz] [Cici kızla yaşanmamış aşk] [Çocuk toplumlar] [Gençler duygularınızla yüzleşin] [Kendini sevmek] [Korkular] [Misafir odalı evde aşk] [Nasıl bir evde büyüdünüz] [Sevişmeyi bilmeyen] [Türk insanı AB’ye ne kadar hazır? ] [Öp Beni Kocaman] [Tarihte Değer yargıları] [Midillinin Gözleri] [Allah'tan Kadinim]

 

 

sdmenu.gif (328 bytes)   Aldatan Kadın.. ve Ayrıldığın kadın...  Reha Muhtar

 

 


Aldatan Kadın..

Kocasından büyük bir skandalla boşandı... Kocasının bir başka kadınla ilişkisi gazete sayfalarında öyle bir yer aldı ki, adam elaleme rezil rüsva oldu...
Aldatılan kadındı ve sonuna kadar haklı göründü...
Oysa aldatılırken aynı zamanda aldatıyordu...
Aldattığını çok başka yerlerden ben biliyordum ama kocası zinhar bilmiyordu...
Aldatan bir erkek olarak karısından boşandı...
Aldatan bir erkek olarak mal bölüşümü yapmak zorunda kaldı...
Aldatan bir erkek olarak hafızalara yazıldı...
Oysa gerçek hem aldatan ve aldatılan olduğuydu...
***
Aldatan erkek hikayelerinin, aldatılan kadın kahramanları öykülerinin birçoğunda esasen aldatan bir de kadın vardır...
Kadın erkek kadar aptal ve kendini gösterme heveslisi olmadığından, ihanetini kendi içinde sadece bir iki kadın arkadaşıyla paylaşarak yaşar...
Karda yürür izini belli etmez, kendi aldattığı için de erkek aldatmalarına karşı aşırı duyarlı olur...
Zekası olgunlaşmamış erkekler, bir kadın üzerlerine çok düştü mü, onu deli gibi kıskandı mı, “beni aldatıyor mu?” diye sordu mu, kadının onlar için deli divane olduğunu sanırlar...
Oysa deli divane olmanın nedeni bir ego meselesidir ve bunun aşkla bir ilgisi yoktur...
Kadın aşkın ötesinde “egosu yaralanmasın” diye erkek aldatmalarına karşı sürekli tetikte bir panter edasındadır...
Esasen, erkeğin üzerine çok düşen, “aman aldattı mı?” acaba diye her daim şüphe altında içi içini kemiren kadınlar, sonunda kendileri erkeklerini aldatırlar...
Egolarının yaralanmasından ürktükleri için, kendileri karşılarındakini yaralarlar...
İhtimal dahilindeki bir aldatmanın, rövanşını kendileri gerçekten aldatarak alırlar...
Kadın aldatmaları erkek aldatmalarından çok daha komplike ve çok daha derindir...
 
***

Erkek sevgilisini ya da eşini biraz da annesi gibi gördüğünden, dayanamaz hafiften çıtlatır, esasen ne kadar çapkın olduğunu...
İçten içe, karısı ya da sevgilisi tarafından bir iki kez yakalanmayı bile içinden geçirir...
Erkeklik gururu okşanacaktır...
Ne kadar çapkın ve vazgeçilmez bir erkek olduğu ispatlanacaktır...
Onun için erkek salaklıklarında, karda yürüyerek hafif iz bırakma genel bir trenddir...
Kadın da bu izi sürer ve kolayca erkeği yakalar...
Oysa kadın aldatmaları, iz bırakmak için yapılmaz...
Kadın kendi keyfi ve kendi intikamı için bunu yapar, paylaşımını da arkadaşıyla sağlar...
Aldattığını konuşup, kankansıyla kıkırdaşması kadın için yeter de artar, salak gibi kocaya sinyal çakıp hayatı zindan etmenin alemi yoktur...
Sürekli aldatıldığını söyleyen kadınların hayatlarında aldatmalar vardır...
Bazen geçmişlerinde bazen bugünlerinde, aldatılma korkusuna karşı aldatmayla cevap verme eğilimi hakimdir...

***

Hayatta erkeğine en düşkün görünen kadınların aslında en büyük ihanetleri yapabilen kadınlar olduğunu gördüğümde bir yaşıma daha girdiğimi farketmiştim...
O zaman kadın aldatmalarının erkek aldatmalarından çok daha komplike olduğunu anlamıştım...
Ne zaman büyük bir erkek ihanetiyle karşılaşsam, elimde değil hemen aldatılan kadına dikkatimi yöneltirim...
Sanki işin içinde başka bir şeyler var gibi hissederim...
Ne zaman bir kadın, “beni aldatıyor, beni aldatıyor” diye yakarıyorsa, elimde değil yine hayatın bana öğrettiklerini gözümün önüne getiririm...
Ne enteresandır ki, hayatın bana öğrettiği örneklerde hiç boş yok, hepsinin altında çok derin başka şeyler var...
Aldatan erkek portreleri ile karşılaştığınızda, aldatılan kadını mutlaka izleyin...
Çok şeyler bulacaksınız o kadında...
Çok başka kişiler göreceksiniz fotoğrafta...
Çok başka siluetler vardır etrafta...
Çok gizli detaylar vardır henüz ortalığa yansımamakta...
Kim bilir neler hissedeceksiniz aldatılan kadının esasen aldatan kadın olduğunu anladığınızda...
 

Kadın aldatmaları

Erkek dünyaları kendine konsantredir ve kadınlarla ilişkileri kendi açısından görür...
Oysa kadınlar erkeklerle ilişkilerini üç ana noktada sorgularlar...
Bu noktalar çok tehlikelidir ve erkekler açısından hemen hemen hiç bilinmemektedir...
Kadınların ilişkilerini sorguladıkları ve kendi başlarına eyleme geçtikleri günlerde, erkekler kendi dünyalarında hiç ilgilenmedikleri bir bilmecenin çok uzaklarında, kendi havalarında muhtemelen futbol maçları izlemektedir...

***

Kadının erkekle ilişkisini sorguladığı 3 ana dönem vardır ve üç dönemde de kadın erkeğini aldatmayla burun burunadır...

1) Kadının erkeğiyle ilişkisini sorguladığı birinci dönem, "Bir şeyler iyi gitmiyor ama ne?" diye sorduğu dönemdir...

Esasen bir kadın için erkeğiyle ilişkisinde hiçbir zaman hiçbir dönem işler tamamıyla iyi gitmez, mutlaka birileri çelmeler ama bu söz ettiğim her zamanki dönem değildir...
Kadın erkekle yaşamını sürdürmekte, ama ya kimya, ya psikoloji, ya aşırı kıskançlık, ya hırboluk, ya aile, ya karşı sülale mutlaka bir tersliğin izlerini yaşamaktadır...
Bir türlü karar vermek zorundadır, "Evet deyip kaderine razı mı gelecektir?.. Hayır deyip gidecek midir?.."

Böyle anlarda, erkek hiç oralı değildir...
Esasen durumun farkında da değildir...
O ilişkisi sürüyor zannetmektedir...
Kadın bugünlerde çoğunlukla ona eskiden şefkat göstermiş, hakkında kötü anı biriktirmemiş, insan olarak güvendiği ama fazla da bir şey beklemediği bir eski sevgiliye yelken açar...
 

***

Onda biraz kadınlığını yaşar, şefkatli kollarda nekaheti hisseder, egosunun yaralarını sarar bir taraftan da "erkeğini sevip sevmediğini çek eder..."
Sınama amaçlı bu aldatmada kadın, "güvenli" (safe) diye nitelediği bu aldatmanın ertesinde, erkeğine karşı aynı duyguları hissedip hissetmediğini sorgular...
Hissediyorsa mesele yoktur alt tarafı eski sevgiliyle olunmuştur, hissetmiyorsa yavaş yavaş ilişkiyi kesme zamanı gelmiştir...

***

2) Kadının ilişkiyi ikinci sorgulama dönemi bitişe çok yakın dönemdir...
İlişki ha bitti ha bitecek gibidir...

Ya başka bir haspa ortaya çıkmış, erkeğin aklını başından almış, ya eski bir uzatmalı yeniden masaya pey sürmüş ya da herifçioğlu artık çekilmez bir hale bürünmüştür...
Her üç halde de kadın için tehlike çanları çalmaktadır...
Hızlı hareket etmek zorundadır...

Bir şeyleri ya yedeklemeli ya da kırılan egosunu mutlaka bir şekilde tamir etmelidir...
Böyle durumlarda, önce eskide kalan güvenli sevgili yaraları kısa süreli iyileştirecektir...
Dışarıda, var olandan daha iyisi göze kestirilecek ve mümkünse irtibat tesis edilecektir...
Böyle anlarda kadın ikinci aldatma vakasıyla karşı karşıyadır...


Eski, güvenilir ve şefkatli sevgili bir süreliğine iyi gelir...
Uzun vadeli arayışlar ise keskinleştirilir...
Yenisiyle hemen aldatmaya girişilmemelidir...
Aksi halde oyun başlamadan bitecektir...
***

3) İlişkinin bitmesinden hemen sonra kadın davranışları:
Eğer yeni bir potansiyel aday belirlenememişse, durum vahimdir...
Şefkatli eski sevgili kadını uzun süre tatmin etmeyecektir...
Çünkü nihayetinde onunla hayat bir şey vaat etmemektedir...
Etseydi zaten vakti zamanında duhul gerçekleşecekti...
Yenisine yönelmek için eskinin kafadan silinmesi gereklidir...
Böyle dönemlerde kadın, eskisine "basacak" bir adayı bulamazsa, kafasından eskinin izlerini silemeyecektir...
Yeni ilişkiye girdiği erkeğin eskiden daha kötü olmasını hazmedemeyecektir...
En zik zak ilişkileri, en bunalımlı günleri ve geceleri, en ipe sapa gelmez erkeklere sınırlı denemeleri yaşadığı dönemdir...

***

Üç dönemin üçü de kadının aldatmalarla burun buruna olduğu dönemlerdir...
Erkekler bu üç dönemin üçünün de farkında değildir...
Onlar anneleri gibi sevgililerinin evde kendilerini beklediğine zannetmektedir...
Oysa hayat, annenin evinden çok uzaklarda kadınsı bir intikamın gerçekliğinde kora kor bir savaşın göbeğinde sürmektedir

Ayrıldığın kadın...

O kadınla konuşmaya başladığımda, bir kadının bir erkek hakkında bu kadar şeyi bu kadar rahat bilebileceğini tahmin etmiyordum...

"Erkek bir kadına ayrılsa bile yeniden dönebilir... Dönemediği tek durum, kendisinden sonra bir başka erkekle beraber olduğunu bilmesidir... Kendisinden önceki erkekler çok bir şey ifade etmeyebilir... Ama kendisinden sonraki erkek çok şey ifade edecektir... Bir daha eski sevgiliye dönüş mümkün olmayacaktır..."

Nasıl da biliyordu, erkeğin en önemli sırlarından birini...

O kadar biliyordu ki, şunu bile söylemekten çekinmiyordu:

"Erkek arkadaşımla aram bozulduğunda, bir süre hiçbir erkekle, beraber olamayacak durumda olduğumu söylerdim... Mesaj erkek arkadaşıma gittiğinde, mutlaka beni arardı..."

Bir zamanlar, içine aldığı, sahiplendiği "benim" dediği kadının, bir başkasıyla olacağından ölesiye korkmak ...

En önemli malvarlığını kaybedecekmişcesine korkmak...

Anneni bir başkasına kaptıracakmışcasına korkmak...

Kadının geçmişinden değil, geleceğinden korkmak...

Bir erkeğin ayrıldığı sevgilisini en fazla bir başkasıyla beraber olana kadar severdi...

Bir başka erkekle çıkmaya başladığını öğrendiğinde ilişkiyi, kalbinde ve kafasında bitirirdi...

Oysa kadın, ayrıldığı erkekle ilişkisini, mutlaka bir başka kadın yokken, erkek çaresizken sonlandırırdı...

Kadın, ayrıldığı erkek ancak bir başka cazip kadınla beraber olursa harekete geçerdi...

Kadın için başka kadınlar tarafından beğenilmeyen erkek, bir daha hiç aranmaya gerek olmayan erkekti... Ne zaman ki, çok güzel ve alımlı kadınlar erkeği beğenirlerdi, o zaman eski sevgilinin kıymeti anlaşılır, yeniden peşinden koşulurdu...

Erkek için, kesin bitiş nedeni olacak olay, kadın için başlama noktasıydı...

Kadın sahiplenmiyordu... Kadın sahipleniliyordu...

Kadın erkek tarafından sahiplenildiği için, "sahip" kaybettiği şeyin yani kadının sonsuz acılarını yaşıyordu...

Oysa kadın sahip arıyordu...

Yeni bir sahiple olabilir mi diye deniyor, olduğu zaman mutlu olmadığında ise sonsuz derecede mutsuz oluyordu...

Yeni sahibi denedikten sonra, eski sahibe dönmesi imkanı kalmıyordu...

Oynanan tam bir kumardı...

Kazandın mı mutluluk kadehlerinin tokuşturulacağı, kaybettin mi, hayat boyu içinde derin bir sızı bırakacak olan bir kumar...

Çoğu kadın, belki sevgiliden daha iyisi olur duygusuyla o kumarı oynuyordu...

Kazanırsa, geçmişe dönmeyi aklına getirmeyecekti...

Ama ya kaybederse...

O zaman, o aradaki kumarlardan hiç söz etmek istemeyecekti... O kumarlardan söz edildiğinde hep üzülecekti...

Şansını kaybettiğine hükmedecekti... Konuyu değiştirecekti...

Kadının intikamı, acıydı... Çok can acıtırdı...

Kadın bu en değerli joker kartını her zaman elinde tutardı... Erkek bu silah karşısında genellikle çaresizdi...

Bir başka erkeğe gittiği zaman da yapabileceği bir şey yoktu...

Kadın gittikten sonra, diğer erkekle savaşmazdı, savaşamazdı...

Teslim olurdu...

Kendini bilenleri o gün seslerini çıkarmazdı... Beklerlerdi...

Kadının pişman olacağı günü beklerlerdi...

"Keşke, o adamla ya da adamlarla olmasaydım" diyeceği günü beklerlerdi...

O gün gelirse, işte o gün erkek kadın karşısındaki intikam yemeğini yerdi...

Soğuk bir şekilde, hem de tek başına...

Reha Muhtar
28.11.2006
 

Günaydın, hâlâ gitmedin mi sen?


Beklediğim değil, beklemediğim oldu...
Kadınlar değil, erkekler ses verdi...
İstanbul'un tüm zamparaları "Helal olsun" dedi...
Müthiş kadınlar karşısında müthiş akıl oyunlarıyla, müthiş yenilgiler tadanlar, yazımı kurtuluş manifestosu sandılar...
"Biz de 'Günaydın gittim ben' deriz, onlar da günün aydın olmayacağını görür" dediler...
Yazımdan rehabilite oldular... İçlerinde kalan intikamlarına ilaç buldular...
Afiyetle okurken, üzerine kahve içtiler.
Sabahın köründen maillerimi kilitlediler...


Tüm kadınlar oyuncudur...
Ama bazı kadınlar daha fazla oyuncudur...
Bu gerçeği ahir ömürlerinde idrak eden erkek cinsinin, ilaç niyetine okudukları yazımdan rehabilite olmasından mutlu oldum.
Ama çocuk ruhlarını bildiğimden, kurnazlıklarını sezdiğimden, her daim oportünizm ve eyyamcılıktan beslendiklerinden emin olduğumdan, "Günaydın gittim ben" diyeceklerine hiç ikna olmadım...
Kadınların yazıdan korktuğunu fark etsem de, aslında çocuk ruhlu erkeklerde korkulacak bir durumun olmadığını bilip gülümsedim...
 


Bu yazıyı da, kendilerine verilmiş bir taktik yazısı olarak alacaklarından şüphe etmedim...
Yarın çıkıp, yanındaki kadına "Giderim bak ha" deyip, iyice rezil rüsva olacaklarından zerrece kuşku duymadım...
Kadına edilen "gidiyorum bak haa" sözleri aslında hâlâ gitmiş değilim anlamını da içerir...
Akıl oyunlarında, erkekleri alt eden müthiş kadınların, bu detayı atlaması zaten mümkün değildir...
Fransızlar "Şeytan ayrıntıda gizlidir" derler, bu da onun gibi bir şeydir...
"Günaydın gittim ben" diyebilmek, bir erkeklik
hesaplaşmasıdır...
 


Kadın bir erkeğin gittim demekle gitmeyeceğini bilir...
Ruhunu bir yere yaslamadan, tek başına gidemeyeceğini anlar...
Erkeğin gittiğini ciddiye alması için erkeği dinlemez kadın...
Erkeğin gittiğini ciddiye alması için, kadın kokusu arar kadın...
Eğer etrafta kadın kokusu varsa, gerçekte erkek gitmektedir...
Aksi halde tamamen sallamaktadır... Etrafta dolaşıp bir süre sonra kör kütük kapıya dayanacaktır...
"Seni aslında çok seviyorum" nameleri atacaktır...
Annesinin dizinin dibi gibi, sevgilinin dizinin dibinde huzur arayacaktır...
Onun için kadın etrafta sanal değil, gerçek bir kadının varlığı hissetmedikçe, erkek sallamalarından etkilenmez...
Atıp tutmasına alışık olduğu erkeğin, zırvalarına mahal bırakmaz...
Kadın bir kadın kokusu arayacaktır...
Bulursa irkilecek, sonsuz dertlere gark olacaktır...
Bulmazsa rahatlayacak, delinin her zamanki zırvalarına verecektir...
Her halükarda, o zırvayı da intikamsız bırakmayacaktır...
Sallama dönemlerinin geçiştirilmesiyle, intikam dönemleri gelecektir...
Öyle boş sallama neymiş, bir güzel gösterilecektir...
 


Yazımdan rehabilite olan erkek cinsine bir tavsiyem olacak...
Bilmelisiniz ki bir yazı okumakla, günaydın gittim ben denmez...
Bunu derseniz ertesi gün, "Günaydın döndüm ben" dersiniz...
Her halükarda rezil rüsva olursunuz...
İntikamı çok acı alınır...
Hayata toptan küsersiniz...
Üzerinizden tank geçmişe döner tamamen pasifize olursunuz...
Kadının, en çok terk edilmekten korktuğu doğrudur...
Bu en büyük korkuyla oynarsanız, durumunuz anlatamayacağım ölçüde vahim olacaktır...
"Günaydın gittim ben" diyebilmek,
"Hayatta tek başına kalsam da yaşayabilirim" demekle eşdeğerdir...
Herkese, her zaman tavsiye edilebilir bir ilaç değildir...

 
Reha Muhtar
 
 Reha Muhtar
 
Bir erkeğin kadının ihanetini kabullendiği an...

KADINLARA GÜVENMEYEN BAUDELAIRE’İN AŞKI...

Onu dünyaya getirdiklerinde babası 60 annesi 26 yaşındaydı...

Anneyle baba arasında 34 yıl gibi büyük bir yaş farkı vardı...

6 yaşında babasını kaybetti...
Annesine karşı aşırı bağlandı...
Genç ve dul anne, babasının ölümünden kısa bi süre sonra evlendi...

Annesine tutkundu...
kısa bir süre sonra evlendiğini görünce şöyle dedi annesi için:

“Benim gibi bir oğlu olan kadın bir daha evlenmemeliydi...”

***


Freud Oidipus kompleksinde çocukların, karşı cinsteki ebeveyni sahiplenmek için, hemcinsi olan ebeveyni saf dışı etme dürtülerini anlatır...

Erkek çocuk anneyi sahiplenmek için babayı, kız çocuk babayı sahiplenmek için anneyi saf dışı bırakmaya çalışır...
Baudelaire ise bu rekabeti öz babasında değil, annesinin evlendiği üvey babada yaşadı ve annesini hiç affetmedi... Sonraki yıllarda ise hayatındaki kadınlara hiç güvenmedi...
“Sanırım yaşantım başından beri lanetli... Ve hep de lanetli kalacak...”

Böyle diyordu gençliğe ilk adım atığı günlerde...

***

Şiir sanatının modernizmin öncüsü olarak geçti dünya edebiyat tarihine Baudelaire...

Ancak affedemediği annesinin hatırası ona ileriki yıllarda kadınlarla ilgili şöyle düşündürecekti:

“Kadınlar hep yanlış yapan, yalnız bırakan, ne zaman terk edip gideceği belli olmayan yaratıklardır.... İki tür kadın önerebilirim... Yosmalar, ya da aptal kadınlar...”
Cinselliği de yara almıştı ünlü şairin annesiyle ilişkilerindeki arızalı geçmişten...
Sevişmenin “işkenceyi yada ameliyatı andırdığını” söylüyordu...

Aşk bir trajediydi ona göre...
Sevişmedeki inlemeler de bu trajedinin belirtileri..
Dev kadın şirinde şu mısralar bir kadınla sevişmesini anlatır:

***

“Tek isteğim şimdi, bir gece
ulaştık mı zevk sathına,
Vücudunun saltanatına
Doğru tırmanmak sinsice,
Bir yara açıp geniş, derin
O şaşıra kalmış böğrüne,
Acı vermek için göğsüne, tenini incitmek için,
Ve, ne estiren tat, değil mi,
Yavrum! o en güzel, en parlak
Yeni dudaklardan akıtmak,
Aşılamak sana zehrimi!”

***

Aşkı ve cinselliği günah ve trajedi gördüğünden mi bilinmez, Baudelaire düşündüğünü hayatında kendine çeker ve bir fahişeyle beraber olduktan sonra frengi kapar...
Annesine duyduğu intikam kadını şöyle tanımlatır Baudelaire’e:

“Kadın ruhu bedenden ayırmayı bilmez... Kadın açtır yemek ister... Kadın susuzdur içmek ister...
Şehvetten kudurmuştur, perişan olmak ister... Ona yakışan da budur...”

***

Anneye ve kadınlara kaşı bütün bu travmalarına rağmen, Baudelaire hayatının kadınıyla 21 yaşında karşılaştı...
Jeanne Duval Domonikli Yahudi bir melezdi...
“Hayvanca zevklere düşkülüğüyle”, şairin fantazyalarını ve bedenenini tutuşturan dolgun ve dik göğüsleriyle, parlak siyah saçlarıyla, dolgun ve dik göğüsleriyle kimi zaman bir fahişe kimi zaman da bir melektir Baudelaire için...

KADIN BAUDELAIRE’İ ALDATINCA...

Duygusuz, eğitimsiz ve entelektüel kabiliyetleri olmayan bir kızdı Jeanne...

Baudelaire’i parası için seviyordu...
Oysa bütün dağınıklığına ve aykırılığına karşın, Baudelaire ona aşıktı...

Annesinden aradığı şefkati onda buluyordu...
Sevgi arayışını ve sevilme ihtiyacını bu kadın tatmin ediyordu...

Jeanne Duval isimli melez kadın, şair için vazgeçilmez bir tutku aline gelmişti...

Jeanne Duval kendisini gözünü kırmadan başka erkeklerle hatta kadılarla aldatıyordu...

Ama Budelaire kadından bir türlü vazgeçemiyordu...
Aldatmalarından büyük acı duyuyor, kadını kapı dışarı ediyor, sonra yeniden bir araya geliyordu...

***

Bir erkeğin en zayıf yeri değil miydi, “anne şefkatinin yerine koyduğu alternatif kadından vazgeçmeme...”
Aslında vazgeçemediği onu aldatan, yada onu onun kadar sevmeyen kadın değildi...

Vazgeçemediği, göbek bağını kesemediği anne şefkati ve özlemiydi...

25 yıl boyunca yani hayatın sonuna kadar o kadından vazgeçemedi Baudelaire...

Dünyanın en ünlü şairlerinden birisi olan Baudelaire aile tarafından kendi kendini idare edemeyecek birisi oldu gerekçesiyle sürekli velayet altında tutuldu...
Babasından kalan mirası sefahat içinde yiyor diye, bir noterin velayeti sağlandı...

Üvey babasını hiçbir zaman sevmedi. Annesini hiçbir zaman affetmedi...

Kendisine şehvet, annesinden eksik kalan şefkat ve sevilme ihtiyacını veren Jeanne’ dan onu defalarca aldatmasına rağmen hiç vazgeçemedi...

Kendisinin ufak bir ki ilişkisi oldu...
Ancak o kadınlara hiç güvenmediği için ve bir gün onların onu bırakacağını düşündüğü için, bir kez birlikte olduktan sonra onlardan kaçtı..

46 yaşında öldü...

Paris Montparnasse’ daki mezarlıkta nefret ettiği üvey babasının yanında yatıyor...

***

Büyük yaratıcıların çoğunluğunda olduğu gibi, “kadınlarla iyi yaşayamadığı için iyi şiirler yazdı...”
Dominikli melezle şehvetli gecelerden, Madam Sabatier’ le buluşmalardan, Marie Daubrun’ la yakınlaşmalardan kedisine fazla bir şey kalmadı...

Bütün kadınlardan şiirlere bir şeyler kaldı, kendine değil...

Bir de çocukluk günlerini anlatırken annesi içi yazığı iki sözcük kaldı kendinden yadigar...
Gerçekleşmeyen bir hayalin, trajedilerle bezenmiş kırık bir öyküsüydü o sözler:

“Daime sende yaşıyordum. Yalnız benimdin anne...”
 

http://haber.gazetevatan.com/haber.vatan?detay=bir-erkegin-kadinin-ihanetini-kabullendigi-an&Newsid=321905&Categoryid=4&wid=136


 

 

[Erkeklerin Avantajlari] [Kadinların Avantajlari..] [Kadın Gözüyle Kadınlar] [Kadın gözüyle erkekler] [Kadinlar Üzerine] [Erkek Manifestosu] [Alinmasi Gereken Seminerler] [Türkler Lehine Yabancı Sözleri..] [Türk Toplumu Üzerine] [Doktorların Kaderi] [Ise Girememenin Garantili Yollari] [Tezat Atasözleri..] [Bir babanin ogluna ögütleri] [Düşünülesi Sözler...] [Birbirimizi Sevebilmek] [PC için Murphy Kanunlari] [Ünlülerin Sözlerinden..] [Nostalji] [Aldatan Kadın] [Neden Aldatır?] [Orospu kimdir?] [Sevgililer Günü] [Ben hep bana söyleneni yaparım] [Aşık Olmazsanız..] [Duygusuz Yüzyıl] [Aptallığın Faydalar] [Aptallığın Yasaları] [Aşka aşık olmak] [Beyninizle mi sevişiyorsunuz] [Cici kızla yaşanmamış aşk] [Çocuk toplumlar] [Gençler duygularınızla yüzleşin] [Kendini sevmek] [Korkular] [Misafir odalı evde aşk] [Nasıl bir evde büyüdünüz] [Sevişmeyi bilmeyen] [Türk insanı AB’ye ne kadar hazır? ] [Öp Beni Kocaman] [Tarihte Değer yargıları] [Midillinin Gözleri] [Allah'tan Kadinim]