En kısa mesafe için 8 Koruna ( Chrone ) ödemeniz gerekiyor ve 8 K ile metro veya tramvayda en fazla 4 durak seyahat edebiliyorsunuz, daha fazla durak için 12 K veya fazlası gerekiyor. Ama esas önemli olan hemen her Avrupa şehrinde olduğu gibi metro, tramvay veya bazen trene binerken yapılması gereken bir işlem var: bileti “valider” etmek yani geçerli kılmak: bileti alıp hiçbir şey yapmadan binerseniz o bilet işaretlenmediğinden tekrar tekrar kullanılabilinir. Bunu önlemek için metroya binmeden veya tramvaya bindikten hemen sonra bilete otomatik olarak tarih ve saat damgası vuran otomatlar var ve metro/tramvaya binişte mutlaka bu işlem yapılması gerekiyor. Eğer biletinizi “geçerli kılmaz” iseniz yapılan kontrollerde 20 $ civarında bir ceza ödüyorsunuz.. Tabii trenlerde bu meblağ mesafeye göre çok artıyor..
Aldığınız ve geçerli kıldığınız bilet ile 15 dakika içinde metrodan inip tramvaya binerek fark ödemeden yolculuğunuza devam edebilirsiniz..
Metro, tramvay ve otobüsler sabah 05.00’ ten gece yarısına kadar çalışıyorlar..
Vlateva tekne turu :
Bize yemekli gemi turu 1200 K. na satılmak istendi.. Halbuki şehri dolaşırken yemekli nehir turunu 800 k. na satıldığını gördük.. Prag’ da gemi ve otellerde yemek çok iyi olmadığını bildiğimiz için, yemeksiz gemi turunu 400 k. na bulduk.. Ve.. bilet almak için gelince 1 saatlik 10 – 12 kişiye hizmet veren küçük teknelerle karşılaştık.. Ve 200 k. na sanki özel teknemizde gezdik... Şimdi radaki farkı düşünün: biri 200 k. diğeri 1200 k. yani 6 katı.... yanlış duymadınız.. 6 katı.. size biraz tuhaf gelmiyor mu ? Bu fiyatı verenler de bizim Türk vatandaşları rehberlerimiz.. En çok insanı üzen bu oluyor zaten.. Bu arada bizlere fahiş fiyat teklif eden rehberlere turu yemeksiz yapılmasını teklif ettik.. tabii kabul etmediler.. eee o açık büfe denilen ve en ucuz yemek olan tavuk çeşitlerini bizlere vermeyip, fahiş karı nasıl sağlayacaklardı ?? Demek ki biz aynı turu yemekli yapsak ortalama 400 k. harcıyacaktık ve bize 3 katı fiyatla sunulan Vlateva turunu 1/3 fiyatına yapmış olacaktık.. Yorumu size bırakıyorum..
Öneri: İntercontinental oteli sorun... önündeki köprü bacağında bi sürü 200 k.na nehir turu yapan küçük tekne bulacaksınız..
Europa Otel: Pera Palas benzeri, ama art nouveau tarzında bir otel.. sevenler için mutlaka gidilip bir içki içilmesi gereken bir yer; Museum durağından aşağı inen caddenin sağında..
En merkezi otel : Intercontinental
Merkezi Otel : Hilton
Yakın Otel : Corinthia Towers ( metro ile 2 durak )
Yakınca Otel : Corinthia Panorama( metro ile 4 durak )

Karlovy Vary :
Prag’a 2 saat mesafedeki Mutlaka gidilmesi gereken bir termal merkez..
Yapılmaması gereken : Acentelerin önerisi : 1500 k...
Yapılması gereken: Florenc metro istasyonunda inip sık sık kalkan şehirlerarası otobüse binmek.. 2 saat sonra Karlovy Vary’ de inince otobüs garı üst katındaki enformasyon bürosundan dönüş saatleri hakkında bilgi almak ve otobüs garından yolun karşısına geçip hafif sol ve sağ yaparak uzun vadide düz güzel bir yürüyüş yapmak.. yolun ortasında kocaman termal oteli görmemeniz imkansız.. otelin üst kısmında koca bir havuz var: bizim Pamukkale’ miz gibi termal sıcak bir havuz.. mayonuzu yanınızda getirmiş iseniz havuz girebilirsiniz: hele kışın çok hoş oluyor.. dağlarda ve etrafınızda kar.. siz ise sıcacık bir havuzdasınız( Vov !! ).. vadide yürüyüşe devam ediyorsunuz.. nehrin sol tarafına geçip 1-2 km. daha yürüdüğünüz zaman solda masasına yapışmış bir ayyaş çek asker ? heykeli göreceksiniz.. hemen arka sokağında şirin bir lokantası var askerin: Slovej restaurant.. yemeğiniz afiyetle yiyorsunuz ve kalan zamanınıza göre ya yürüyüşe devam ediyorsunuz veya geriye otobüs garına dönüyorsunuz.. Harcamanız: gidiş dönüş otobüs 250 k. + Slovej restaurant da yemek 450 k. toplam 700 k. kazancınız : 800 k. yani % 50 den fazla... ve en önemlisi ise sakin rahat bir gezi..
İsterseniz 1918 de Karlovy Vary kaplıcalarına gelen Atatürk hakkındaki Metin Erksan' ın yazısına Ansiklopedik Bilgiler kısmından ulaşabilirsiniz:
http://www.girgin.org/ansiklopedi/KarlovyVary.htm

Kutna Hora:
Eski gümüş madeni.. Artık gümüş cevheri kalmadığı için önemini yitirmiş..


Katedrali var, ama zaten hery erde bir sürü var...
Fakat bir kilisesi var: ilgilenenler için çook değişik.. içi sırf insan kemikleriyle dekore edilmiş bir kilise..
Hikaye 1218 yılında, güvenilen bir kişi olan Abbot Henry'nin kutsal topraklara hacca gitmesi ve oradaki mezarlıktan bir kavanoz toprak getirerek kilisenin üzerine serpmesiyle baslar. Böylece kilise daha kutsal bir yer olarak görülmeye başlanır ve çok popüler bir gömülme noktasına dönüşür. 1318' e kadar vebadan veya savaşlarda ölen 30,000 den fazla beden buraya gömülmüştür ve 1511'de yeni bedenlere yer açabilmek için eski kemiklerin bir kısminin yerlerinin değiştirilmesi gerekmiştir. Bunlar daha sonra ürpertici eserlerin malzemesi olmuşlardır. kilisenin duvarlarında binlerce kurukafa, femur, tibia vs.. hatta avizesi bile kemiklerden oluşmuş.. insan bi tuhaf oluyor.. amma en önemlisi kilisenin içindeki Slojen ailesine ait tabii kemiklerden yapılmış olan arma: 1591 senesinde bu aile Türklere karşı bir savaş? Meydan muharebesi kazanınca bunu armalarına işlemişler: ama nasıl?
Bir kurukafanın gözlerini oyan bir karga amblemiyle !! kemiklerden yapılmış bir karga, Türk’ ü temsil eden bir kurukafanın gözünü oyuyor: İtalyan’ ların dediği gibi “ Gli Turci !! “

Resmin sağ alt kısmında karganın gözünü oyduğu Türkleri belirten kurukafayı görebilirsiniz !
Acaba bizden mi çok korkmuşlar ?
Yoksa hakikaten o topraklardaki insanlara atalarımız çok mu eziyet etmişler acaba ?
Ya tur ile gideceksiniz veya tren ile.. otobüs ile tur: 1000- 1200 k.
tren bileti gidiş-dönüş 100 k. !!
Önemli not: