[Gezi Indeksi] [Ana Sayfa] [Seneler Önce Dünya Turu] [Madrid] [Cordoba] [Granada] [Sevilla] [Barselona] [Girona] [Dali] [Moskova Genel] [Amerika] [Çin] [Hong Kong] [Tayland Bangkok] [Singapur] [Endonezya] [Dubai] [Maldivler] [Paris 1] [Paris 2] [Nice] [Montpellier] [Nancy] [Floransa] [Sicilya] [Amsterdam] [Kopenhag] [Malmö] [Prag] [Mısır hakkında..] [Mısır izlenimleri] [Sharm El Sheikh] [Ürdün ve Amman] [Petra ve Ölü Deniz] [Brezilya] [Sudan] [Arabistan] [Adapazarı-Bolu]

 

sdmenu.gif (328 bytes)   Petra ve Ölü Deniz

 
 

Petra

Dünyanın yeni yedi harikasından biri olan Petra hakikaten görülmeye değer.

Harabelere inmek için jeolojik devirlerde oluşmuş olan 2 km’ lik bir fay hattını yürümeniz gerekiyor bu yarığa “siq” adını veriyorlar. Petra’ ya ilk geldiğimiz akşam 1500 mum ışığında bir gece gezisi yaptık. Aslında fikir çok basit: 1000-1200 mumu yolun ve yarığın sağına ve soluna koymuşlar. Mumu kese kağıtlarının içinde diyelim bu loş aydınlıkta, yıldızların altında ve yer yer yarığın azameti altında ezilerek, birazda huşu içinde 2 km’yi yürüyerek iniyorsunuz. Aşağıdaki hazine alanına da 300-500 kadar mumu yerleştirmişler, orada kilimlerin üzerine oturtuyorlar sizi. Daha sonra Petra’ nın ana tapınağı olan ve Musa’nın hazinelerinin saklandığı zannedilen Hazine binasının önünde, mumların ışığı altında önce ud müziği dinliyorsunuz, sonra hazine binasından dışarı doğru çıkan flüt nağmelerinin esiri oluyorsunuz. Bu basit fakat etkileyici gösterinin ederi 12 €, yani mumların dışında hiçbir masrafı olmayan basit bir gösteri için sizden 20 YTL alıyorlar. Ben çok takdir ettim. Biz buna benzer bir gösteriyi Kapadokya’da yapsak, eminim çok daha etkileyici olur...

   

Ertesi sabah aynı yolu gündüz gözüyle indiğiniz zaman daha çok etkileniyorsunuz. Yarığın katmanları arasındaki demir okside bağlı kızıllık sizi sarıp sarmalıyor. Bu gezi için de orada bir mafya oluşmuş. At binmek isteyenlere at kiralıyorlar. Geceden yorulmuşlara ise iki kişilik ilkel at arabaları öneriyorlar; at arabasına iki kişi binmenin maliyeti de 20 € yani 10 dakikalık iniş ve 10 dakikalık çıkış için sizden Avrupa’ da faytona bineceğiniz ücreti istiyorlar. Aşağı yaya indiniz ve yoruldunuz, yukarı çıkmak isterseniz de at arabasının fiyatı gene aynı 20 € ! Bir kere ellerine düşmüşsünüz onların; Nuh diyor, Peygamber demiyorlar... 

Hazine binasının ön yüzü çok etkileyici: Çünkü bu bina bildiğimiz yapılar gibi temelden yukarıya yapılmamış, kayanın içinde yukarıdan aşağıya oyularak meydana getirilmiş. En üstte bir küre var. Bu küre, içinde Musa’nın altınlarının bir kısmının olduğu düşünen hazine avcıları tarafından parçalanmış. Onun altında Mısır’ın etkisi görülüyor: Tam ortada tanrıça İsis’ in heykeli var. Daha aşağıda ise sağda ve solda Herkül kabartmalarını görebilirsiniz. Tabi burada düşünülmesi gereken sanatkarın bir hata yaptığı anda kayanın içinde oyduğu heykelin yanlış parçasını yerine koyamamasıdır...

      

Daha sonra vadinin aşağısına doğru giderek eskiden ölülerinin gömüldüğü mezarları ve yaşadıkları kaya içi evlerini, hatta kayadan oydukları bir amfi tiyatroyu da görebilirsiniz. Yalnız bu gezinin bilhassa yaşlılar için yorucu olduğunu bilmeniz gerekir.

 Vadi Rum

Bir çok ülkede olduğu gibi burada da çölü pazarlıyorlar. İlk çölü gören için çok etkileyici olabilir. Ama Dubai ve Sharm el Sheikh’ten sonra buraya çölden çok, ben bozkır adı verebilirim. Ciplerde yolu bilen şoförler sizi gezdiriyor. Fakat üstü açık ciplerin oturma yerleri yanlamasına olduğu için çok rahatsız bir yolculuk olacağını hatırlatmam gerekir. Mümkünse oranın en iyi arabası olarak nitelendirdikleri klimasız Nissan Patrollere en fazla 4 kişi binmenizdir.

        

Çöldeki bir başka yarıkta ise, size Aramice olduklarını söyledikleri yazıtlar göstereceklerdir. Fakat hemen yanına bazı Arapça yazılarda kazımışlar ve bunları da size Aramice gibi yutturabilirler. Dikkat ettiğiniz zaman farkı mutlaka göreceksiniz.

Gezinin sonunda güneşin batışını gösteriyorlar. Ama bence bizim memleketimizde, mesela Akdeniz’de veya Efes Harabelerinde güneş buradan on kere, yüz kere daha güzel batıyor. Hatta Nemrut dağında Antiochos’ un mezarının olduğu tepede güneşin doğuşunu görebilirseniz, çölde güneş batışı sizin için bir mana ifade etmeyecektir.

Akşam yemeğini Bedevi çadırlarında yiyebilirsiniz. Turistler için çok güzel hazırlanmışlar. Sizlere sebzesiyle etiyle bir cins kuyu kebabı sunuyorlar. Ve kebabı kuyudan çıkartırken, sanki kurban bayramında olduğu gibi Tanrı’ya şükranlarını belirtmek istercesine Allah-u Ekber “Allah En Büyüktür” diye bağırıyorlar. Gene de çok titiz kişiler, bedevi çadırlarında, fazla temizliğe riayet edilmediğini bilmeleri gerekir.

 

Madaba

Bu küçük kasabada onarılmış bir tek kilise var. O kilisede de bir tek mozaik var, ama kutsal toprakları çok güzel betimliyor. İsa’nın ailesinin olduğu Nasıra kasabasını, doğduğu Betlehem’i, Kudüs’ü, Ölü Deniz’i hatta Petra’ nın içinde bulunduğu İdol Krallığını görebiliyorsunuz.

 

Mont Nebo

  

Tevrat ve Kuran’a göre Musa’nın kutsal toprakları gördüğü ve öldüğü düşünülen tepe 2000 yılında Francisken Papazlar tarafından onarılmış. Eğer buraya sabah saatlerinde çıkabilirseniz aşağıdaki ölü denizi, hatta açık havada Kudüs’ü bile görebiliyorsunuz; insan kutsal topraklardan hakikaten çok etkileniyor...

 

Ölü Deniz

 

Ölü Deniz, 25 km uzunluğunda, doğusunda Ürdün, batısında İsrail olan ve Akdeniz’den 400 m. aşağıda bir göl. Lut Gölü adı ile de anılıyor. Sebebi ise, kutsal kitaplara göre, yaptıkları sapkınlıklardan dolayı Tanrı tarafından cezalandırılan Lut Kavminin yaşadığı bölgenin hemen Ölü Deniz'in güney batısında olması..

Ölü deniz dünyanın en tuzlu gölü: yani Akdeniz’de 1 litre suda 3 gr tuz var iken, Ölü Deniz’ de 1 litrede 30 gr su var; diğer bir deyişle Akdeniz’ in 10 katı: bu denizde yüzemiyorsunuz, ancak yüzer gibi yapıyorsunuz. Çünkü yüzen bir gemi misali su sizi kaldırıyor. Tabi gözünüze de dikkat etmeniz lazım. Gözünüze bir damla tuzlu su kaçarsa bir saat kıvranıyorsunuz. Bu yüzden, gözüne tuz kaçanların, hemen müdahale ederek gözlerini yıkayabilmeleri için otellerin sahillerinde ellerinde her daim su şişesi olan kurtarıcıları mevcut...

Ölü Denizin çamurunda magnezyum, potasyum, kükürt gibi maddeler olduğu için gelen turistler burada çamur banyosu da yapıyor. Fakat çamur herkese yetmeyeceğinden Ürdünlüler de, İsrailliler gibi uyanık davranmışlar ve çamurun içine güneş yağı eklemişler. Onun için avucunuza aldığınız bir damla çamur bile bütün vücudunuza yetiyor ! Tabi daha sonra çamurdan kurtulmak isteyenler ölü denizde yıkanınca da, çamur testilerinin etrafındaki suyun yüzeyinde bir yağ tabakası oluşuyor...

Tüm büyük otel zincirleri de burada büyük tesisler yapmışlar. Gelen turistler hem dinleniyor, hem de spa merkezlerine yüzlerce Euro bırakıyorlar. Ama giderken mutlaka sinek koruyucu kreminizi yanınızda götürün, yoksa ölü denizin azgın sinekleri size bir dakika bile rahat vermezler...

 

Not: Küçültülmüş resimlerin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz. 

 

 


[Ana Sayfa] [Seneler Önce Dünya Turu] [Madrid] [Cordoba] [Granada] [Sevilla] [Barselona] [Girona] [Dali] [Moskova Genel] [Amerika] [Çin] [Hong Kong] [Tayland Bangkok] [Singapur] [Endonezya] [Dubai] [Maldivler] [Paris 1] [Paris 2] [Nice] [Montpellier] [Nancy] [Floransa] [Sicilya] [Amsterdam] [Kopenhag] [Malmö] [Prag] [Mısır hakkında..] [Mısır izlenimleri] [Sharm El Sheikh] [Ürdün ve Amman] [Petra ve Ölü Deniz] [Brezilya] [Sudan] [Arabistan] [Adapazarı-Bolu]
[Gezi Indeksi]