Moskova
Metrosu
Moskova
Metrosu dünyanın en eski metrolarından. Senelerden beri vagonları
değiştirmedikleri için çok gürültülü bir seyahati göze almanız lazım.
Ayrıca istasyon isimleri tabiatıyla Rusça yazdığı için ve İngiliz
lisanına pay vermediklerinden dolayı yön bulmanız çok zor... Bu nedenle
her şeyden önce bir Moskova Metrosu planı edinmeniz gerekir. Öyle
Moskova Metrosu’nda hemen plan bulabileceğinizi zannetmeyin. O nedenle
seyahate çıkmadan önce internetten metro planını indirmenizi öneririm.
İndiremezsiniz mutlaka Moskova’ya indiğinizde bir büyük otele girerek
Moskova haritasıyla, metro planını isteminizi salık veririm. Eski
olmasına rağmen metronun hatlarının seçimi çok mantıklı. Paris
Metrosu’nun karışık hatları yanında Moskova metrosu’nun hatlarının
düzgünlüğü göze çarpmakta. Bir de ring seferi yapan bir daire mevcut. Bu
dairenin içi Moskova’nın kalbi demek oluyor. İkinci güzel şey de Moskova
Metrosu istasyonlarından bazılarının çok güzel olması. Ring seferini
yapan hatta binerek bu istasyonları görmenizi öneririm. Böylece bizim
İstanbul’da ki minik metromuzun göze hitap etmeyen halini çok daha iyi
anlayabilirsiniz. Metro’da seyahat ederken her an polisler tarafından
çevrilebileceğinizi düşünerek pasaport ve girişte doldurduğunuz kağıdı
yanınızdan ayırmayın. Buna karşılık bol miktarda ki yan kesicilerden
nasıl korunmanız gerektiğine de siz karar verin. Çünkü Moskof yan
kesicilerinin el çabukluğu bizimkileri aratmıyor. Ayrıca işe gidiş,
dönüş saatlerinde metrodan uzak durmakta fayda var. Yani sabah ona kadar
ve öğleden sonra 16-19 arası; çünkü o saatlerde insan seli o
kadar fazla ve hızlı akıyor ki istasyonlara bakayım derken
ezilebilirsiniz !!
Görmenizi
önerebileceğim istasyonlar ve yapım tarihleri :
-
Mayakovskaya (1938)
-
Ploşçad Revolyutsii (1938)
-
Kropotinskaya (1935)
-
Komsomolskaya (1935)
-
Novoslobotskaya (1952)
-
Novokuznetskaya (1943)
Resimlerin
üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

Kızıl
Meydan
Komünizme hiç inanmadım ve Allah da bana komünizmin olmadığını gösterdi...
Bana göre komünizm oligarşinin en tatsız şeklidir. İşte bu düşünceyi
yansıtan Kızıl Meydan da aslında bomboş bir meydan. Orada geçen olaylar
nedeniyle Kızıl Meydan bana,
ancak kan rengiyle kızıla boyamış parke taşları izlenimini veriyor.
Tıpkı Pekindeki Tiananmen meydanı gibi, güruhların saf saf komünistleri dinlediği,
ezildiği, öldürüldüğü bir alan...

Bir meydan
düşünün ki ortası parke taşlarla döşeli dikdörtgen bir alan. Bir ucundan
giriyorsunuz, dikdörtgenin uzun taraflarından birinde Kremlin Sarayı ve
Lenin' in Mozolesi var. Diğer uzun tarafta ise tarihi bir bina. Bu uzun
bina tarihi bir yapı iken şimdilerde alışveriş merkezine döndürülmüş.
İsmi Gumm. İstanbul' daki Metro alışveriş merkezinin bir benzeri; ama
ruhu olan, güzel restore edilmiş, planlı bir alışveriş merkezi...

Kızıl Meydan’da üşüyenler,
yorulanlar gelsin, hem kahve içsinler, hem de dünyanın dört bir yanından
gelmiş olan marka dükkanlardan alışveriş ederek Rus ekonomisine para
bıraksınlar diye... Meydana girdiğiniz dar ucun tam karşısında ise
resimlerde hep gördüğünüz Saint Basil kilisesi var. Şimdilerde müzeye
çevrilmiş. İşte Kızıl Meydan bu kadar!
Allah bize Mart ayında ilk üç
gün öyle güneşli pırıl pırıl bir hava ihsan etti ki, komünistlerin Kızıl
Meydanını rahat rahat gezebildik. Daha sonra bir gün kar yağdı, Kızıl
Meydanı karlar altında da görebildik. Ama Rusya’nın karı bizimkine hiç
benzemiyor. Aynen Aşık Veysel’in dediği gibi ;
“İnce bir kar yağar
Elif deyu deyu” diye yağıyordu.
Fakat bir konuyu çok takdir
ettim : Moskova büyükşehir belediyesi, İstanbul belediyesine hiç benzemiyor:
kar
hele bir yağsın, sonra toplarız demiyorlar. Tersine adamlar harıl harıl
çalışıyorlar. Aşağıdaki resimlerde de görebileceğiniz gibi park etmiş
arabaların aralarına bile girip her an karı temizliyorlar. Kar boyu
arabaların boyunu aşmasına rağmen yollar açık.... Bu nedenle Moskova’ da
kardan dolayı trafik sıkışıklığı hiç yok. Okul tatili hiç mi hiç yok...
Darısı bizim büyükşehir belediyelerinin başına...
Resimlerin
üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.