Küçük resimlerin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

Bundan seneler, seneler
evvel bir dünya turu yaparken uğramıştım Hong Kong'a ve beni o
esrarengiz havası büyülemişti. Etraf çekçeklerle doluydu. Bankong' daki gibi nehirde veya deniz kıyısındaki yüzen evlerde yaşayan
halkın gizemi sarmıştı düşüncelerimi. Bu gidişimde ise ne çekçeklerden
eser vardı, ne de yüzen evlerden... Aşağıdaki resimlerde eski Hong
Kong'dan kalan bazı görüntüleri, yeni yapılar ile kontrastını
sunuyorum sizlere...

1970'lerde de Hong
Kong'da uzun binalar vardı. Ama bunlar, ancak 10-15 katlı binalardı.
Geçen seneler bu binaları yıpratmış, yerine 30-100 katlı binaların
yapılmasına neden olmuş... Aşağıdaki resimlerde sizlere cephesi
yüzlerce klima ile dolu eski yapıların yanında merkez soğutma
sistemine sahip upuzun binaların yan yana kardeşliğini sunuyorum...
Hong Kong Kongre Merkezi
şu ana kadar gördüğüm en büyük yapı. Üç kanattan oluşuyor ve her bir
kanada bizim Lütfü Kırdar Kompleksinin 10 katını sığdırmak mümkün.
Yani toplamda nerede ise 30 Lütfü Kırdar' ı bir arada görüyorsunuz.
Aşağıdaki ilk iki resimde kongre merkezinin iki kanadında yapılan iki
ayrı büyük toplantı girişini görmektesiniz. Ortadaki resimde naçiz
bendeniz renk körlüğü lensleri üzerine Dünya Oftalmoloji kongresinde
konuşma yaparken. Üçüncü resim açık alanda bile sigara içilmeyeceğini,
içilirse 5.000 HK$ yani yaklaşık 650 US$ ceza ödeneceğini
belirtiyor. Bu nedenle kongreye katılan doktorlar bile son resimde
gördüğünüz merkezin girişindeki küçük alanda ikinci sınıf insanlar
gibi sigara içmeye katlanmak zorundaydılar: bizde yeni başlatılan
uygulama demek ki güzel bir çalışma..
Hong Kong'da yapılması
gereken üçüncü ( ve bence en önemli ) şey ise Aberdeen bölgesine gidip eski bir
balıkçı teknesi ile limanı gezmek. Bu, insanda unutması güç bir haz
bırakıyor. Gezi sırasında, eski uzak doğu mistisizmi sizi sarıp,
sarmalıyor. Sayfanın en üstündeki resimler o tekne gezisinden kalma...
Gezinin sonuna doğru denizin ortasında kocaman bir yapı görüyorsunuz.
İsmi de bu büyüklüğünü gayet güzel yansıtıyor: Jumbo Restaurant.
Mutlaka burada tekneden inip, yemek yemeniz gerekir. Yemekler güzel
olduğundan değil, dekoru muhteşem olduğundan... Ayrıca içeriden canlı
canlı deniz ürünlerini seyredebileceğiniz akvaryumlar da
mevcut...
Jumbo Restaurant' da Optimal Prensi, Ali El Optimal tahtında..
Eğer değişik tatlar
denemek istiyorsanız Soho bölgesi tam size göre: Her keseye ve
zevke uygun bir çok restaurant var. Aşağıda adresini bulacağınız Vivo
ise hem dekor, hem servis, hem mutfak, hem de şarap mahzeni olarak
10/10; keşke rahmetli Tuğrul Şavkay Kardeşim yaşasaydı da onunla bu
lokantanın tadını çıkarabilseydik...
Kawloon'da Spring Deer
Restaurant pekin ördeğini tadabileceğiniz başka bir restaurant. Ben
pekin ördeğini Pekin' de (yeni ismi ile Beijing) tatmış ve pek bir şey
anlamamıştım. Buradaki daha güzel olsa gerek...
Son olarak da
ekleyebileceğim, Hong Kong hava limanının büyüklüğü : Gelişte
valizleri almak için, gidişte uçağa binmek için önce trene
biniyorsunuz! Hatta gidişte iki kez trene binerek uçuş kapısına
varabildik...
Uçağa binmeden önce
parfümlerinizi valizinize koymayı unutmayınız: Ama gene de yanınızda
parfümünüz var ise 100 ml' ye kadar olanları uçağa alıyorlar. 101 ml
olursa çöp sepetine atıyorlar, yani 10 tane 100 ml'lik parfümü uçağa
sokabilirsiniz fakat 1 tane 101 ml'lik parfümü sokamazsınız !
Evet.. Şimdi gelelim daha elzem konulara...