Sadaka Taşı

Sadaka Taşı
[Ansiklopedik Bilgiler İndeksi] [Ana Sayfa]
 

 

 

sdmenu.gif (328 bytes)  Sadaka Taşı ve Zimen Defteri

 

Ansiklopedik Bilgiler İndeksi
Atatürk'ün inanç Dünyası
Atatürk'ün Bilgeliği ve Edebi Yönü
Türkçe Üzerine
Karlovy Vary
Rakı ve Arak
Çin Mutfağı
Uzak Doğu Tanrıları
Japon Gelenekleri
Japon Kültürü
Japon Yemekleri
Eski Mısır' da Kedi
Eski Mısır' da Mumyalama
Hermes' in Kehanetleri
Anadolu Medeniyetleri
Dünyanın 7 Harikası
Dünyanın yeni 7 Harikası
Yunan Mitolojisi Fihristi
Oluşum Mitolojisi
Truva Efsanesi ve Savaşı
Mitolojide Örümcek
Artemis Kültü
Eski Yunanda Kadın
Eski Yunanda Kadının Yaratılışı
Platon: Devlet
Arşimet ve Pi Sayısı
Mafia
Osmanlı Sultan Anaları
Osmanlı' dan oluşan Ülkeler
Bizans'tan Bize Miras
Sadaka Taşı
Türk Batıl İnançları
Süryaniler
Barnabas İncili Üzerine
Barnabas İncili Tam Metni
Özgürlük Heykeli
Murphy Yasaları
Murphy Benzeri yasalar
Lüzumsuz Bilgiler
Lüzumsuz Bilgilerin Cevapları
Lüzumlu ? Cinsel Bilgiler

 Sadaka Taşı

En makbul yardım gizliden gizliye yapılan yardımdır ve eskiler bu iş için ‘‘sadaka taşı" nı icat etmişlerdir. Çoğumuz pek bilmeyiz ama, bu sadaka taşlarından biri İstanbul'da hálá ayakta.

Dinimiz hali-vakti yerinde olanların fakirlere yardım yapmalarını emreder ve gelenekler bu yardımların gizlice verilmesini, alanların rencide edilmemesi gerektirir.

Eski İstanbul'da yardımların en göze batmayanı ‘‘sadaka taşları’’ kullanarak yapıldı. Bu taşlar bir buçuk-iki metre yüksekliğinde mermerden olurdu. Üst kısımlarının ortasına çanağa benzer bir oyuk açılır, sadaka verenler parayı buraya bırakırlardı. İki metrelik taşların yanında, tepesine rahatça ulaşılabilmesi için birkaç basamak konurdu.

İhtiyacı olmasına rağmen dilenmekten çekinenler gecenin geç saatlerinde taşın yanına para almaya gelir ama bırakılan meblağın tamamını değil, ihtiyaçları olduğu kadarını alırlardı. 17. yüzyıl İstanbul'unu anlatan bir Fransız gezgin, üzerinde para bulunan bir taşa tam bir hafta boyunca kimsenin gelmediğini yazmıştı.

İstanbul'un dört yerinde sadaka taşı vardı: Üsküdar'da Gülfem Hatun Camii'nin avlusunda, yine Üsküdar Doğancılar' da, Karacaahmet' te ve Kocamustafapaşa' daydı.

Bugün bu taşlardan sadece bir tanesi, Doğancılar' da dikili olanı, ama o da yarısından fazlası toprağa gömülü vaziyette duruyor.

"Çünkü bir yardım, ne alanı küçük düşürmeli, ne de veren için bir öğünme nedeni olmalıdır."

Zimen Defteri

"Zimen Defteri" diye büyük dedelerimizin hatırlayabileceği bir gelenek vardı  Ramazan ayında..

Hali vakti yerinde olanlar kılık-kıyafet değiştirerek hiç tanımadıkları mıntıkalara gidip, bakkalın, manavın tenha zamanlarını seçerek:

- "Zimen defteriniz var mı?" diye sorarlardı,

("Zimen defteri", o esnaftan borcunu yani veresiye mal alan mahalle sakinlerine ait hesap defteri, yani "Borçlu ile borcunun miktarı  yazılı olan defter" )

Esnaf bu defteri çıkarınca, gelen şöyle derdi:

-"Lütfen baştan, sondan ve ortadan şu kadar sayfanın yekununu yapınız."

Esnaf da bu kadar sayfanın toplamını hesaplar ve gelen de kesesini çıkartarak öder,

-"Silin borçlarını, Allah kabul etsin" diyerek çeker giderdi.

Böylelikle, borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu, borcu sildiren, kimi borçtan kurtardığını bilmez,

bu işte hiçbir maddi çıkar düşüncesi gözetmeksizin,

sırf Allah'ın rızasını kazanmak ve ihtiyacı olanın sıkıntısını gidermek amacıyla;

karşılıksız, riyasız, gösterişsiz olarak verdiklerini unutur ve bu şuurla verebilmenin de bir mazhariyet,

Allah'ın bir lütfü olduğunu bilerek buna şükrederlerdi....

 

 

 

 

www.ahmetgirgin.net