Özgürlük Heykeli

[Anasayfa]
 

Ansiklopedik Bilgiler İndeksi
Atatürk'ün inanç Dünyası
Atatürk'ün Bilgeliği ve Edebi Yönü
Türkçe Yazım Kuralları
Karlovy Vary
Bedeli Çanakkale de ödenecektir
Rakı ve Arak
Çin Mutfağı
Uzak Doğu Tanrıları
Japon Gelenekleri
Japon Kültürü
Japon Yemekleri
Eski Mısır' da Kedi
Eski Mısır' da Mumyalama
Hermes' in Kehanetleri
Anadolu Medeniyetleri
Dünyanın 7 Harikası
Dünyanın yeni 7 Harikası
Yunan Mitolojisi Fihristi
Oluşum Mitolojisi
Truva Efsanesi ve Savaşı
Mitolojiden günümüze Örümcek
Artemis Kültü
Eski Yunanda Kadın
Eski Yunanda Kadının Yaratılışı
Platon: Devlet
Arşimet ve Pi Sayısı
Mafia
Don Kişot ve Sembolizması
Osmanlı Sultan Anaları
Osmanlı Yöneticileri
Osmanlıda Harem
Osmanlı' dan oluşan Ülkeler
Bizans'tan Bize Miras
Sadaka Taşı
Türk Batıl İnançları
Şamanizm etkileri
Süryaniler
Barnabas İncili Üzerine
Barnabas İncili Tam Metni
Özgürlük Heykeli
Murphy Yasaları
Murphy Benzeri yasalar
Lüzumsuz Bilgiler
Lüzumsuz Bilgilerin Cevapları
Lüzumlu ? Cinsel Bilgiler

 

sdmenu.gif (328 bytes)   New York’taki Özgürlük Heykeli

 
 

 

New York’taki Özgürlük Heykeli’nin parasını Sultan Abdüláziz ödemişti

http://www.hurriyetim.com.tr/yazarlar/yazar/0,,authorid~28@sid~9@nvid~432622,00.asp

Murat BARDAKÇI

ABD Başkanı George W. Bush’un gelişi, bana New York’un sembolü sayılan ‘Özgürlük Heykeli’nin pek bilinmeyen macerasını hatırlattı.

Heykel, 19. yüzyılın ortalarında Türk toprağı olan Mısır’a dikilmesi maksadıyla Fransızlar tarafından hazırlanmış ama sonradan yaşanan bazı şanssızlıklar yüzünden Mısır yerine Amerika yolunu tutmuştu. İşin daha da garip tarafı, heykelin masraflarının büyük kısmının, zamanın hükümdarı Sultan Abdüláziz tarafından bizzat ödenmiş olmasıydı.

‘NEW York’ dendiği zaman, çoğumuzun hatırına ilk önce Manhattan’daki gökdelenler ve şehrin hemen önündeki adada yükselen, kaidesiyle beraber tam 93 metrelik ‘Özgürlük Heykeli’ gelir.

1880’li senelerde Fransa’da yapılan Özgürlük Heykeli’nin masraflarının büyük kısmının bizden çıktığını, projesinin New York’a değil, o yıllarda Türk toprağı olan Mısır’a dikilmek üzere hazırlandığını ve son anda yaşanan bir talihsizlik neticesinde Amerika’ya gittiğini bilir misiniz?

İşte, kaçırılan bu fırsatın kısa öyküsü:

19. asırda Osmanlı İmparatorluğu’nun toprağı olan Mısır, yüzyılın ilk yıllarından itibaren Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın soyundan gelen ‘Hıdiv’ unvanlı valiler tarafından idare ediliyordu ve içişlerinde bağımsız hale gelmişti. Mısır valileri, sadece yabancı memleketlerle imzaladıkları anlaşmalarla mali protokolleri padişaha tasdik ettirmekle yükümlüydüler ve İstanbul, bu gibi talepleri genellikle her zaman yerine getiriyordu.

Mısır Valisi Said Paşa’nın Fransız mühendis Ferdinand de Lesseps’e 1854’te hazırlattığı ve Akdeniz ile Kızıldeniz’i birbirine bağlayacak olan Süveyş Kanalı projesi de onaylaması için Osmanlı hükümdarına sunulmuştu. Projenin arkasında Fransa vardı ama İngiltere, Akdeniz’deki ve Hindistan’daki hákimiyetini sona erdirebilecek olan böyle bir hazırlığa karşı çıkıyor ve zamanın hükümdarı Sultan Abdüláziz’i, projeyi reddetmesi için devamlı bir baskı altında tutuyordu.

Said Paşa, İstanbul’un tasdikini beklemedi ve 1854’ün 30 Kasım’ında Fransız mühendise projenin hayata geçirilmesi için gerekli şirketin kurulması iznini verdi. Fransız sermayesiyle kurulan şirketin hisse senetlerinin tamamı satılınca İngiltere, Sultan Abdüláziz’e daha da fazla baskı yapmaya başladı ve hükümdar, Mısır Paşası’nın projesini 12 yıl boyunca onaylamadı.

Mısır tarafı ise, İstanbul’un tasdiki gelmeden işe başladı ama Said Paşa 1863’te birdenbire ölüverdi. Yerine geçen İsmail Paşa ise Fransız değil, İngiliz taraftarıydı, bu yüzden iktidarının ilk yıllarında projeye gereken önemi vermedi ama daha sonraki senelerde Kanal’ın Mısır’a nasıl bir hayati değişiklik getireceğini farkedince işe o da dört elle sarıldı. Kazılar neredeyse tamamlanmak üzereyken Fransız hükümeti, Sultan Abdüláziz’e İngilizler’den daha fazla baskı yapmaya başladı. Sultan Abdüláziz, 1866’nın 19 Mart’ında yayınladığı fermanla Kanal’a izin verirken Kanal Şirketi ile Said ve İsmail Paşalar arasında varılan anlaşmaları onayladı, üstelik Mısır’ın kanal inşaatı için yaptığı dış borçları de devlet garantisi altına aldı ve kendisi de Kanal Şirketi’nin hisselerine oldukça yüksek bir mebláğ yatırdı.

ASYA’NIN IŞIĞI OLACAKTI

Said Paşa
ile kanalın mühendisi olan Ferdinand de Lesseps arasında 1854’te varılan anlaşmanın çok ilginç bir maddesi vardı: Kanal’ın Akdeniz’e açıldığı yere dev bir heykel dikilecekti. Heykel, firavunlar zamanının giysilerine bürünmüş bir kadın şeklinde olacak ve elinde ‘Asya’nın ışığının Mısır’dan geldiğini’ sembolize eden bir meşale tutacaktı. Sultan Abdülaziz’in ödediği paralar arasında yapılacak olan heykelin masraflarının bir bölümü de vardı.

Paşa ve mühendis, eseri Fransa’nın tanınmış heykeltraşlarından olan Frederic Auguste Bartholdi’ye sipariş ettiler, hatta bir hayli avans da ödendi ve Bartholdi işe başladı. Dikileceği yerde monte edilecek şekilde parçalar halinde hazırlanan heykel birkaç sene sonra tamamlanmış, kanalın Akdeniz’e açıldığı yerde birkaç hafta içerisinde yerleştirilebilecek hale getirilmiş ve Marsilya’dan bir gemi ile Mısır’a nakledilmesinin hazırlıklarına bile girişilmişti.

Ama, Said Paşa’dan sonra Mısır’ın başına geçen İsmail Paşa, Müslüman bir memlekette böylesine büyük bir heykelin dikilmesinin halk arasında hoşnutsuzluk yaratacağını düşündü ve mühendis Ferdinand de Lesseps’e, heykelin Mısır’a getirilmemesi talimatını verdi. Mühendis’in Paşa’yı ikna çabaları neticesiz kaldı. Süveyş Kanalı 1869 Kasım’ında dünyanın dört bir tarafından gelen davetlilerin katıldığı büyük ama ‘heykelsiz’ törenlerle açıldı. Bartholdi’nin eseri ise, Mısır’da bu yaşananlardan sonra Paris’te bir depoya kondu ve tozlanmaya terkedildi.

O yıllarda dünyanın bir başka tarafında, Fransa ile Amerika Birleşik Devletleri arasında büyük bir muhabbet yaşanıyor ve taraflar birbirlerine jest üstüne jest yapıyorlardı.

HEYKEL, AMERİKA YOLUNDA:

Paris’te kurulan Fransız-Amerikan dostluk grubunun lideri olan Edouard Rene Lefebvre de Laboulaye, Fransız Hükümeti’ni Amerikalılar’ın Fransa’nın dostluğunu daima hatırlamaları için bir hediye gönderilmesi konusunda ikna etti ve hediyenin devásá bir heykel olması kararlaştırıldı. Heykel bir elinde hukuku simgeleyen bir kitap tutacak, diğer elinde de ‘dünyayı aydınlatan özgürlüğün sembolü’ olan bir meşale taşıyacaktı.

Sipariş gene aynı heykeltıraşa, Frederic Auguste Bartholdi’ye verildi. Bartholdi’nin eseri zaten hazırdı, senelerden beri bir depoda beklemedeydi ve tek eksiği üst kısmında, yani elleriyle kollarında ve yüzünde bazı değişiklikler yapılmasıydı.

Amerikalılar heykelin New York’un hemen girişinde bulunan ufak adalardan birine yerleştirilmesine karar verdiler. Bartholdi, kaidenin yerini görmek için New York’a gitti ve Paris’e dönüşünde yeniden işe başladı. Bakır ve çelikten yaptığı heykelin mühendisliği ilgilendiren taraflarını Paris’e kendi adıyla anılan bir kule dikmiş olan Gustave Eiffel ile beraberce çalışarak tamamladı ve 1884 Haziran’ın ilk günlerinde eserini Fransız hükümetine teslim etti. Bartholdi heykelin yüzünü tamamen değiştirmiş ve metale annesi Charlotte’in siluetini işlemişti. Birbirine monte edilecek şekilde yapılmış 350 parçadan oluşan heykel ‘İsere’ adındaki bir Fransız gemisine yüklendi ve 4 Kasım 1885 günü New York’a ulaştı.

New York’ta, bu arada heykelin kaidesinin yapımı için bir bağış kampanyası başlamış, ilk bağışı Macar göçmeni olan, New York’ta ‘World’ adında bir gazete çıkartan Joseph Pulitzer yapmış ve kaide için 100 bin dolar vermişti. Macar göçmeni gazeteci, daha sonra gazetecilikte dünyanın en büyük ödülü sayılan ‘Pulitzer’in de isim babası olacaktı.

Kaidenin inşasından sonra sıra heykelin dikilmesine ve resmi açılışa geldi. Bartholdi, New York’a yanına bu defa Süveyş Kanalı’nın mühendisi ve heykelin fikir babası olan Ferdinand de Lesseps’i de alarak gitti ve 1886’nın 25 Ekim’inde yapılan törende eserinin açılışını bizzat yaptı.

Siz bu yazdıklarımı okuduğunuz sırada, ABD Başkanı George W. Bush İstanbul’da olacak. ‘Özgürlükler Ülkesi’nin başkanının gelişi bana ‘Özgürlük Heykeli’nin pek bilinmeyen bu macerasını hatırlattı, heykelin öyküsünü Mahmut Esat Ozan’ın yaptığı ve Şeyma Arsel’in bana gönderdiği bir çalışmadan özetledim.
 

 

1865 yılında Édouard René de Laboulaye’nin teklifi, ABD ve Fransa’yı daha sıkı birbirine bağlama ve Dünya üzerinde özgürlüğe dair önemli bir anıt bırakma üzerine kurulu olmuş. Belki Laboulaye’nin aklında böyle bir heykel yoktu fakat fikir orada bulunan ünlü heykeltıraş Frédéric Bartholdi’nin dikkatini celbetti.

Bartholdi, eski Roma özgürlük anıtlarından esinlenerek hazırladığı heykel planına desteği ekonomik krizden dolayı 1870’li yıllara kadar bulamadı. 3 Mart 1877’de ABD başkanı Ulysses S. Grant’ın Fransa ile anlaşma imzaladığında heykeltıraş anıtın baş ve meşale kısmını hazırlamıştı.

Yıllar süren çalışmadan sonra hazırlanan özgürlük heykeli, 1885 yılında uygun şekilde parçalanarak ABD’ye taşındı. Burada hazırlanan seremoni ile 28 Ekim 1886’da binlerce Amerikalı’nın hayran bakışları arasında açıldı.

Yapıldığı yıldan bu yana Özgürlük Heykeli, ABD ve müttefikleri için özgürlüğün en önemli sembolü haline geldi.

Fotoğraflar ise 1877-1885 yılları arasında heykelin yapım sürecini gözler önüne seriyor.
 

Küçük resimlerin üstüne tıklayarak büyütebilirsiniz.

 

 

 

 

www.ahmetgirgin.net