Mitolojiden günümüze Örümcek

[Anasayfa]
 

Ansiklopedik Bilgiler İndeksi
Atatürk'ün inanç Dünyası
Atatürk'ün Bilgeliği ve Edebi Yönü
Türkçe Yazım Kuralları
Karlovy Vary
Bedeli Çanakkale de ödenecektir
Rakı ve Arak
Çin Mutfağı
Uzak Doğu Tanrıları
Japon Gelenekleri
Japon Kültürü
Japon Yemekleri
Eski Mısır' da Kedi
Eski Mısır' da Mumyalama
Hermes' in Kehanetleri
Anadolu Medeniyetleri
Dünyanın 7 Harikası
Dünyanın yeni 7 Harikası
Yunan Mitolojisi Fihristi
Oluşum Mitolojisi
Truva Efsanesi ve Savaşı
Mitolojiden günümüze Örümcek
Artemis Kültü
Eski Yunanda Kadın
Eski Yunanda Kadının Yaratılışı
Platon: Devlet
Arşimet ve Pi Sayısı
Mafia
Don Kişot ve Sembolizması
Osmanlı Sultan Anaları
Osmanlı Yöneticileri
Osmanlıda Harem
Osmanlı' dan oluşan Ülkeler
Bizans'tan Bize Miras
Sadaka Taşı
Türk Batıl İnançları
Şamanizm etkileri
Süryaniler
Barnabas İncili Üzerine
Barnabas İncili Tam Metni
Özgürlük Heykeli
Murphy Yasaları
Murphy Benzeri yasalar
Lüzumsuz Bilgiler
Lüzumsuz Bilgilerin Cevapları
Lüzumlu ? Cinsel Bilgiler

 

sdmenu.gif (328 bytes)   Mitolojiden günümüze örümcek....

 
 

 

İnsanoğlu tarafından yapılan işlerin, tüm sanatların, özellikle de kadın parmaklarından çıkan işlemelerin, örgülerin ve ince nakışların koruyucusuydu... Kraliçe Hera’nın gelinliğini bile o hazırlamıştı. Onu çalışırken izlemekle, öğütlerine kulak vermekle sanatlarını öğrendiklerini söyleyerek övünürdü kadınlar… Çoğu kez barışçı ve iyi kalpliydi, ama kızdığında kalp kırdığı, hatta intikam aldığı da bilinirdi Zekâ Tanrıçası Athena’nın…

Söylentiye göre Lydialı Arakne, oya yapmak, gergef işlemekte üstün bir yeteneğe sahip, dahası güzel bir kızdı. Zaman zaman ormandan, su başlarından uzaklaşan Zeus’un güzel kızları Nympha perileri, onun çalışmalarını, ortaya çıkardığı sanat yapıtlarını izlemeye giderlerdi. Günlerden birgün “Bu kadar güzel gergef işlemeyi Zekâ Tanrıçası Athena’dan mı öğrendin?” diye soran Nympha perilerine sinirlenen Arakne, kendinden emin bir biçimde şöyle dedi:

“Athena kim ki benimle boy ölçüşsün. Ben, bu işte herkesi, hatta Athena’yı bile geride bırakırım.”

Çok geçmedi Arakne’ nin bu sözleri Athena’nın kulağına gitti. Bastonundan güç alarak yürüyebilen, bembeyaz saçlı yaşlı bir kadın kılığına giren Athena, Arakne’nin yanına vardığında bitkin bir ses tonuyla “Kızım, yaşlılık insana yalnız keder ve üzüntü değil deneyim de getirir. Öğütlerimi yabana atma. Evet, sen sanatında çok ileri gitmiş, başarılı olmuş bir kızsın. Herkesi, ölümlü kadınları, kızları geçebilirsin. Fakat bir tanrıçanın gücü herşeyin üstündedir. Kendini o kadar büyük görme” dedi.

Arakne ise iddiasını sürdürdü:

“Ben gurura kapılmıyorum, kendimi büyük görmüyorum. Ben gerçeği söylüyorum. İsterse Athena da gelsin, ben onunla da yarışırım

Bunları duyunca Athena yaşlı kadın kılığından sıyrılıp “İşte o geldi!” dedi ve ilahi görüntüsüne döndü.

 Yarışma böylece başlamış oldu. Yan yana oturup, birbirlerine galip gelme hırsıyla gergef işlemeye başladılar. Arakne tanrıların aşk serüvenlerini yaptıklarına yansıtırken, Zekâ Tanrıçası Athena ise Olympos Dağı ile tanrıları işledi.

Lydialı Arakne’nin işlemelerinde hiçbir kusur bulamayan Athena kıskançlık ve büyük bir kızgınlık içinde Arakne’nin yaptıklarını yırtıp attı. O güzelim işlemelerinin parçalanmasına dayanamayan Arakne, üzüntüsünden kendisini asmaya kalkınca, bu kez ona acıyan  Zekâ Tanrıçası, Lydialının kaderini yeniden saptadı:

“Sen ölmeyecek, yaşayacaksın. Fakat benimle boy ölçüşmeye kalkıştığın için yaşamının bundan sonraki bölümü her zaman ağ üzerinde asılı olarak geçecek…”

Ve Zekâ Tanrıçası Athena, Lydialı güzel Arakne’yi işte böyle “örümcek” yaptı.

Dilerseniz örümceği tanımaya geçmeden önce, ondan da ilgi çekici olan “örümcek ağı” üzerine konuşalım.

Örümcek ağı, ipek böceğinin ipliğiyle karşılaştırılamayacak denli değerli ve apayrı özelliklere sahiptir. Örümceklerin türüne göre üçten yediye dek değişen bezeler ipliği oluşturacak kimyasalları üretirler. Örümcek o anda amacına uygun olan ipliği, bu kanallardan istediğinin musluğunu istediği miktarda açarak oluşturur. Örümcek ipeğinin değişik özellikler sunmasının nedenini ilerleyen satırlarda birlikte göreceğiz. Çünkü örümceğin, asansör ya da köprü amaçlı kullandığı tutunma iplerine, ağın iskeletini inşa ettiği temel ağ ipliklerine, avını yakaladığı yapışkan ipliklere, ipekleri bağlayan birleştirme ipliklerine, yakaladığını sarmalayan  şeritlere, evini yapacağı koza ipliklerine, yumurtaları için kese ipliklerine, yavruları koruyan ipliklere gereksinimi vardır.

Ağ, örümcek için kimi kez tuzak ya da alarm cihazı, bazen ziyafet salonu ya da gelin-güvey yatağı, hatta kefen, yangın merdiveni, kelepçe ya da sokak görevini üstlenebilir.

Ağın değişik bölgeleri vardır; yapışkan olan ve örümceğin adım atmadığı bölgeler, yumurtalarını bıraktığı kundak bölümleri, konuklarını karşılamak için yürüdüğü alanlar...

 Örümcek ağının aynı kalınlıktaki bir çelik tele göre kırılmadan kaldırabildiği güç miktarı yüz kat daha fazla olup, beş kat daha sağlamdır. Çapı bir milimetrenin binde birinden de az olan bu ipek iplikler kendi uzunluklarının dört katına, kimi durumlarda beş-altı katına dek esneyebilirler. Üstelik öylesine hafiftirler ki, dünyanın çevresini saracağımız uzunluktaki bir yumağın ağırlığı ancak 320 gram olur.

Örümcek ağının telleri mikroskop altına alındığında pürüzsüz görünür. Oysa dış katmanlar soyulup, bir çözücüyle yumuşatıldığında karşımıza çok karmaşık bir yapılanma çıkar. Merkez minik ipliklerle çevrilidir. Bazen lifin ekseni yönünde, kimi zaman da sarmal bir merdiven gibi çevresini dolaşırlar. Bu yapı, ipeğin kırılmadan çok büyük miktarda enerjiyi emmesini sağlar.

Örümcek ağının hammaddesi örgülü helezonik amino asit zincirlerinden oluşan ve keratin adı verilen proteindir. Bu protein, örümceğin yediği avların sindirilmesi yoluyla elde edilen amino asitlerin sentezlenmesiyle oluşur.

İpliğe yapışkanlık veren sıvı kaplama malzemesini oluşturan damlacıkların yüzey gerilimi iplikçikleri bir araya getirip büzüştürerek bir çıkrık sistemi oluşturur. Bu çıkrıkların iki yönlü çalışması o eşsiz esneme yeteneğinin gizemidir.

Yapışkan sıvının yanı sıra, örümceğin eğirme görevini de üstlenen iki arka ayağındaki taraklar ile yapım sırasında yaptığı tarama, iplikleri kabartır, kazandırdığı elektrostatik etkiyle de yakalama özelliği verir.

Ağları, örümcekler için çok değerlidir. Bu yüzden, hayvanlar ya da doğa koşulları tarafından bozulmasın diye ağlarını ıssız yerlerde örmeye çalışırlar. Buna karşın, kimi örümcekler ağlarını gerektiği zamanlarda ya da periyodik olarak yerler ve bundan elde ettikleriyle yeniden ağ örecek sıvıları üretirler.

İki boyutlu ağların yanı sıra karmaşık üç boyutlu ağlar da oluştururlar. Bu tür ağları kuranlara en iyi örnek “karadul” olarak tanınan ünlü örümcek türüdür. Sistemin içinde değişik tuzaklar saklıdır.

Doğrusunu söylemek gerekirse her örümcek ağ kuramaz. Kuranların arasında ise en başarılıları dişilerdir. Erkek örümcekler ise genellikle geçici ağlar örerler ya da dişinin yuvasının yolunu tutarlar. Bir erkek örümcek ağa vardığında titreşimlerden bunun bir av olmadığını dişi örümcek ayırt edebilir. Kimi kez erkek, kenardaki ipekleri çekip bırakarak geldiğini haber verir.

Böcekler, çekirgeler, karasinekler, güveler, kelebeklerin yanı sıra kimi zaman fareler, yılanlar, kuşlar ve hatta tavşanlar bile örümceklerin ağlarından kurtulamaz ve ona av olurlar.

Örümcek ipeğinin gizemini tam anlamıyla çözmeye çalışan insan, bugün çeşitli yollarla ondan yararlanmaktadır. Madagaskar’da, kimi örümceklerin ipeğinden kumaş dokunmaktadır. En iyi ipek tehlikeli olarak tanınan kara örümcekten elde edilir. Ayrıca, örümcek ipliği, teleskop camlarının çapraz nişangâhı, çok hassas kimi ameliyatlarda, tendon ve eklem operasyonlarında ameliyat ipliği olarak da kullanılır.

İster korkun, ister sevin örümcek günlük yaşamımıza öylesine girmiştir ki… İnanmazsanız konunun bilimsel yanını kısa bir süre için bir tarafa bırakıp, küçük bir medya turuna çıkalım.

Birkaç yıl önce bir ajansın geçtiği habere bakın:

Florida eyaletinde gökdelenlere dışarıdan tırmanarak gerçekleştirdiği 130 soygunda altı milyon dolar değerinde para ve eşya çalan kişi, yirmi yıl hapis cezasına mahkum olmuş. Özel yeteneği ve gücüyle binalara kanca ve ip kullanmadan tırmandığı için Miami polisince “Örümcek adam” olarak adlandırılmış.

Web tarama servislerinin veritabanlarını büyütmek için bıkmadan, usanmadan yeni web sayfaları ve onlara ait bağlantıları bulan programlara “örümcek” (spider) adı verilirmiş.

Londra’dan bir haber... Gaipten sesler duyan, baş ağrılarından üç gecedir uyuyamayan bir kadının kulağında örümcek olduğu anlaşılmış. Doktor, hastanın tam kulak zarının üstüne çöreklenmiş canlı örümceği çıkarırken, dişi ve yumurtlamaya hazırlanmakta olduğunu söylemiş.

Bir grup keçiye örümcek geni aşılanınca, keçilerin sütünden ipek gibi ve dünyanın en güçlü ameliyat ipliği elde edilmiş. Bilim adamları çok güçlü olan bu ipliğin stadyum çatılarının örtülmesinde (Münih Olimpiyat Stadı örümcek ağı örnek alınarak yapılmıştır), havacılık ve iletişim, hatta anti-balistik savunma sistemlerinde kullanılabileceğini söylemişler.

“Van Postası” gazetesinin bir haberine göre de Van Gölü’ndeki iki adada 33 cins ve 62 tür örümcek kayıt altına alınmış. Yöresel gazete, örümceğin yararlarından söz açarak, Çin ve Japonya gibi kimi Doğu Asya ülkelerinde pirinç ve buğday tarlalarındaki zararlılarla mücadelede örümceğin kullanıldığını, on hektarlık alana 15 çuval tarımsal ilaç yerine 200 adet örümceğin bırakılmasının yeterli olacağını yazmış.

Bir öteki haber ise Chicago’dan geliyor… 110 katlı Sears Tower’a izin almadan tırmanmayı başaran Fransız “örümcek adam” bir yıl hapis cezasıyla yargılanacakmış.

Amerikalısı, Fransızı olur da Türk durur mu?.. Erzurumlu tabela ustası, gökdelenlerin camlarını tamir ederken, tabelaların montajını yaparken emniyet kemeri takmayıp, “örümcek adam”lığa soyunduğundan Amerika’da iki kez onbin dolarlık ceza yemiş.

2000 yılının Mart ayındaki haber ise şöyle:

Dev tüylü örümceğin zehirinden elde edilen kimyasal bileşimin, kanalları bloke ederek kaslarda oluşan büzülme ve çekilme ile yüksek tansiyonu ve kalp krizini önlediği belirtiliyor. Araştırmacılar, peptide toksini ile beyindeki tümörlerin de tedavi edilebileceğini ve bunun için Şili Tarantulası’nın zehirinin uygun olduğunu söylüyorlar.

Stephen King’in İngiliz gazetecilere verdiği şu demeç çok ilginçtir:

“Elbette benim de korktuğum şeyler var. Bunların başında örümcek (arachnophobia) geliyor."

Yazar : ?

 

 

 

 

www.ahmetgirgin.net