Bizans'tan Bize Miras

[Anasayfa]
 

Ansiklopedik Bilgiler İndeksi
Atatürk'ün inanç Dünyası
Atatürk'ün Bilgeliği ve Edebi Yönü
Türkçe Yazım Kuralları
Karlovy Vary
Bedeli Çanakkale de ödenecektir
Rakı ve Arak
Çin Mutfağı
Uzak Doğu Tanrıları
Japon Gelenekleri
Japon Kültürü
Japon Yemekleri
Eski Mısır' da Kedi
Eski Mısır' da Mumyalama
Hermes' in Kehanetleri
Anadolu Medeniyetleri
Dünyanın 7 Harikası
Dünyanın yeni 7 Harikası
Yunan Mitolojisi Fihristi
Oluşum Mitolojisi
Truva Efsanesi ve Savaşı
Mitolojiden günümüze Örümcek
Artemis Kültü
Eski Yunanda Kadın
Eski Yunanda Kadının Yaratılışı
Platon: Devlet
Arşimet ve Pi Sayısı
Mafia
Don Kişot ve Sembolizması
Osmanlı Sultan Anaları
Osmanlı Yöneticileri
Osmanlıda Harem
Osmanlı' dan oluşan Ülkeler
Bizans'tan Bize Miras
Sadaka Taşı
Türk Batıl İnançları
Şamanizm etkileri
Süryaniler
Barnabas İncili Üzerine
Barnabas İncili Tam Metni
Özgürlük Heykeli
Murphy Yasaları
Murphy Benzeri yasalar
Lüzumsuz Bilgiler
Lüzumsuz Bilgilerin Cevapları
Lüzumlu ? Cinsel Bilgiler

 

sdmenu.gif (328 bytes)  İŞTE BİZANS’TAN BİZE KALAN MİRAS

 
 

 

            BİZANS, sistemini meydana getiren kurumlardan bazılarını bizzat yaratmış, bazılarını da kendisinden önce hüküm sürmüş olan Roma ve İran’daki Sasani İmparatorluğu’ndan almıştı. Bizans’tan bize miras kalan birçok âdet ve kurum arasında sadece Bizans’a ait olanların yanısıra, Roma’dan ve Sasaniler’den gelenleri de vardı.

            Meselâ çocuğumuzun “tarihin ilk askeri müziği” olduğunu zannettiği mehterin daha eski örneği, Roma’nın “lejyon bandosu” idi ve bu bando asırlar boyunca vârolmuştu. Sasaniler dönemi İran’ının “Vazarbad”ı Bazans’ta “Agoranomos1” olmuş, Selçuklular ile Osmanlılar’a “muhtesip” diye geçmişti. Yine Sasaniler’in saray ahırları idarecisi “ahuramar dibher” Bizans üzerinden bizde “emir-i ahur”, yani “mirahor” haline gelmiş, “amarkâr”ı da yine Bizans yoluyla “defterdar” yapmıştık.

            İşte, Bizans’tan miras olarak devraldığımız diğer bazı âdet ve uygulamalar: 

bullet

§ ÖLÜNÜN KIRK’I DUASI : Eski Türklerde “üçler” , “yediler” ve “kırklar” şeklinde kutsal sayılar vardır ancak bu sayılar genellikle mutluluk kavramıyla ilgilidir ve cenazenin yedinci, kırkıncı ve elli ikinci günleri yapılan okumalar bu eski inançlardan kalmadır. Sadece Türkler’e mahsus olan ve Araplar’da bulunmayan kırkıncı gün duası, Bizens’ın “thisera kontimeron munimosinon”u , “ilk sene-i devriye” dediğimiz birinci yıl okuması ise yine Bizans’on “etision minimosinın” udur. Anadolu’da ve Rumeli’de hüküm süren ve ölünün ruhu için dini bir şiirden ibaret bulunan mevlidin okunması da Selçuklular devrinden kalma bir kültür etkilenmesini andırır, zira Osmanlı sınırları dışındaki Müslüman toplumlarda “mevlid” kavramı yoktur.

bullet

§ SARAY TEŞKİLÂTI : Osmanlı Devleti’nin İstanbul’un fethinden sonra imparatorluk kimliği almasıyla temelleri Fatih tarafından atılan saray protokolünün gerisinde, Bizans’ın karmaşık saray sisteminin etkisi vardır. Harem ve haremağası teşkilâtının geçmişi de, ortaya çıkmak için, saray konusunda rahmetli Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın araştırmalarının üzerinden yarım yüzyıldan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen hâlâ yapılmamış olan yeni incelemeleri bekliyor.

bullet

§ PADİŞAH ÜNVANLARI : Osmanlı padişahlarının Fatih Sultam Mehmed’den itibaren kullanmaya başladıkları “Sultân-ı Rum” ünvanı “Roma İmparatoru” demektir ve “Roma” sözüyle kastedilen devlet, Bizans’tır. Fermanlarda ve paralarda İstanbul’un cumhuriyete kadar “Konstantiye” şeklinde geçmesinin sebebi de, budur.

bullet

§ MİMARİ : Hiç inkâr etmeyelim: İmparator Jüstinyen’in bundan 1500 yıl kadar önce inşa ettirdiği Ayasofya, özellikle de Ayasofya’nın kubbe stili, Anadolu’daki ve Rumeli’deki hemen bütün camilere modellik etmiştir. Hattâ Ankara’da Cumhuriyet’in ilâlından neredeyse 50 sene sonra yaptığımız Kocatepe Camii’ne bile!

bullet

§ “EFENDİ” VE “ALAY” KELİMELERİ : Ordudaki “alay” kavramının aslı, Bizans imparatorlarının muhafız birliği olan “allagiyon” ; günümüz Türkçesi’ nde sıkça kullanılan “efendi” sözü de yine Bizans’taki hitap tarzlarından biridir. Buna karşılık Bizans’ın son dönemlerinde kurduğu “İanitzaroi” isimli birlikler hem sistem, hem de isim olarak ilhamını bizim Yeniçeriler’ den almıştır.

bullet

§ TEKKELER VE TÜRBELER : Özellikle İstanbul’da evliya türbesi olarak hâlâ ziyaret edilen bazı yerler, aslında Bizans zamanından kalmış mekânlardır. Meselâ Dolmabahçe’ deki Baba Sungur Tekkesi, Bizanslı bir kahramanın mezarının üzerine kurulmuştur ve türbeyi İstanbul’un Ortodoks halkı da ziyaret eder.

            Ve ufak bir hatırlatma: Chirac’ın “Bizans çocukları” ibaresini kullanmasından sonra başlayan tartışmalar sırasında Türkoloji’nin kurucularından olan rahmetli Fuad Köprülü’nün çok öneli bir eseri, “Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri” isimli kitabı seneler sonra yeniden gündeme geldi. Bazı yazılar “Köprülü, Bizans’tan pek bir şey almadığımızı söyleyebilmek için meseleyi biraz abartmış” gibisinden sözler ettiler.

            Köprülü’nün iyice okunduğu takdirde abartmadığı, bambaşka bir şey söylediği görülür. Rahmetli Üstad, Osmanlıların bazı Bizans kurumlarından etkilendiklerini ama bu etkilenmenin doğrudan değil dolaylı yoldan, meselâ Emevi ve Abbasi devletleri kanalıyla yaşandığından bahsetmektedir.

            Bir metin ile ilgili olarak “abartı” gibisinden yakıştırmalara kalkışmadan önce, o metinin anlayarak okunması şarttır !

Murat Bardakçı

 

 

 

www.ahmetgirgin.net