Gazetede, aile
kararıyla öldürülen bir genç kızla ilgili haber vardı dün. İçiniz mi
karardı? Biliyorsunuz bu ülkede her şeye çabuk alışılır, bir kahve alın
hemen geçer. Ya da hiç okumayın en iyisi. Yaşadığımız çağ, yaşadığımız
kente bakın, pek çok şeyde dünyayla aşık atacak düzeyde gelişmiş
hissediyoruz kendimizi ama bir yandan da böyle gerçekler var işte
etrafımızda.
Binlerce yıl öncesinin
inançlarında kadına tapma, kadına ibadet etme varken bugün gelinen
noktaya bakar mısınız? Ya da bir nokta ki bin yıldır aynı yerde duruyor.
Bir yer; Efes
yakınlarında, bir koru. Yakında bir ırmak; Cenchrius ırmağı. Leto' nun
doğum yaptıktan sonra yıkandığı ırmak burası. Leto, çapkın Zeus'un
birlikte olduğu kadınlardan biridir. Karnında Zeus'un çocukları, Apollo
ve Artemis, Zeus'un kıskanç karısı Hera'nın güneşin ışınlarının
erişebildiği hiç bir yerde doğum yapmaması için peşine taktığı yılan
Python' dan kaçarken buraya sığınmıştır. Koruda onlara sütannelik
yapacak Ortygia ile karşılaşır. Kuretler burada silahlarını birbirine
vurup ses çıkararak Hera'yı sağır ederler ve Leto da çocuklarından
Artemis'i bu koruda doğurur. Sonra Hera'dan kaçarak Delos'a gelir ve
Apollo'yu da burada doğurur. Efes, Artemis'in doğum yeridir. Efesliler
bundan gurur duyarlar. Amazonlar ise Dionysos'a yenilmelerinin ardından
kaçarken, Herakles'in Amazon kraliçesi Hippolyte' yi yenmesi üzerine
koruya sığınırlar.Burada ilk Artemis mabedini kurdular. Ve Dionysos,
zafer sarhoşluğuyla buraya sığınan kadınları affeder . Bakın şu
sözcüğe;"sanctuary".Hem mabet hem de sığınak anlamına gelir.Yine
efsaneye göre Hercules, Amazonlar'ın sunağının olduğu yere Lydia
zaferinden sonra bir tapınak inşa ettirip, resmen "Artemis Kültü"'nü
başlatır. Ne istilacı Pers Kralları, ne de Makedonyalı Büyük İskender
kültün kutsallığına dokunmadı. Keza Romalılar; hep saygı gösterdiler.
Dokunulmazlık; hem tapınağın kendisini, tapınağa ait arazileri ve
ürünlerini, tapınağın hazinesini, tüm tapınak ahalisini kapsıyordu:
Rahipler, rahibeler ve sığınmacılar; ancak ilginçtir ki Artemis'in ilk
sığınmacıları olan kadınlar hariç. Neyse Tiberius tapınakların
suçlularla dolduğunu bildirip dokunulmazlık zırhını kaldırtır. Efes
Artemis Tapınağı hariç. Ancak, M.S I.yüzyılın ikinci yarısında yaşamış
olan Plutarch'ın izniyle, tapınağına kaçan tüm borçlulara özgürlük ve
güvence sağlamaya devam etti. Tüm yabancılar tapınağa buyur edildi;
özgür kadınlar asla. Gerçi ayrıcalıklı durumlar da yok değildi;
bakirelerin tapınağa sığınmasına izin veriliyordu örneğin, ama sığınma
talebinde bulunan evli kadınlar büyük cezalarla karşılaşıyorlardı. Özgür
olmayan kadınlardan ise, örneğin sahibinin kötü davrandığı köle
kadınların, sahiplerinden kaçıp tanrıçaya sığınma hakları vardı. Böyle
durumlarda, tapınağın diğer sığınmacıları üzerinde herhangi bir
yaptırımı bulunmayan Roma Valisi köle ile sahibinin durumunu yargılar,
eğer sahibinin köle kadına kötü davranmadığına karar verirse sahibin,
kaçtığı için onu cezalandırmayacağına yemin ettikten sonra, kölesini
geri almasına izin verirdi. Kölenin şikayetlerinde haklı olduğunun
anlaşılması durumunda ise kadın tapınakta kalır ve tanrıçanın hizmetine
girerdi. Nerede o koru? Tapınağın arka tarafında yapıdan biraz daha
uzakta bulunan şu koru tam olarak nerede? Benim derdim bu. Hani, içinde
bir zeytin ağacının gölgesinde Leto'nun Artemis'i doğurduğu o koru
nerede? Bir sürü selvi ve çam ağaçlarının bulunduğu koru ( bu ağaçların
Artemis kültünde kutsal ağaçlar olduğunu eklemeliyim) Dünyada ateşe
tapanlar hala varken, nasıl olur da" Yedi Uyuyanlar" denen adamların
gözlerini kapatıp açmaları arasında geçen süre içinde Efes'te güzeller
güzeli Artemis'e tapınan bir grup insan bile kalmadı ve binlerce yıllık
inanış tarihe karıştı ? Koruda bir de mağara varmış, içinde Syrinx adlı
çalgı bulunuyormuş. Syrinx aslında bir peri ve Pan tarafından izleniyor
ve mağaraya doğru kaçıyor. Pan onu saçlarından tutarak akaladığında
Syrinx toprağa kök salan sazlara dönüşüyor, Pan sazları kesiyor kızı
bulmak için. Ama onun bir değişim geçirdiğinin farkına varıyor, onu
öldürdüğünü düşünerek sazı ağzına götürüyor öpmek için. Pan'ın nefesi
sazları seslendiriyor. Ve mağarayı sazlarla kapatıyor. Artemis'e
tapınanlar bu çalgıyı ona adıyorlar ve bakireler dışındakilerin mağaraya
girişini yasaklıyorlar. Bir kadının iffetinden şüphe duyulduğu
zamanlarda, kadın, halk tarafından özel bir kıyafet içinde, bu mağaraya
getiriliyor. Kadın mağaraya girer girmez görünmez eller tarafından
mağaranın kapıları kapanıyor. Kadın eğer bakireyse içeriden syrinx'in
ilahi melodisi duyuluyor, kapı kendiliğinden açılıyor ve kız dışarı
çıkıyor.Yok değilse, içeriden ağlama sesleri duyuluyor, üç gün sonra
Artemis rahibeleri içeri girdiğinde boş buluyorlar mağarayı. Bekaret
testi! Neyse ki bir efsane sadece!) Artemis, bakire bir tanrıçadır. Çok
memeli ama bakire bir tanrıça. Çok memeli olmasına Falkaner'in bir
açıklaması var: "Mısır Deltasının tanrıçası İsis ve Yunan Diana'nın
adları;"beslemek" anlamına gelen ibranice "rehah" sözcüğünden türetilmiş
olduğunu kabul ettikleri RhSa ile aynı tanrı olduğu yolunda bir görüş
bildiriyor.Çünkü Diana 'da da bedenini kaplayan çok sayıda hayvan memesi
var. "Diana figürlerinde sıkça görülen yengeç motifi Nil'in taştığı
kıyıda oluşturduğu burç işaretine denk düşüyor. Bu görüşe göre Efes
Artemis'i on iki burcu temsil ediyor. Önde görülen memeleri Koç, Boğa,
İkizler, yengeç ve Arslan saatlere göre bölünüp, yerleştirilmişler.
Gerdanlığı, eski dönemlerin temel besin kaynağı "acorn" veya bazı başka
kaynaklarda geçtiği haliyle "eincorn" buğdayından, yani, Başak. Gücünü
simgeleyen Arslan'lar kollarında ve elleri kendisine gelecek herkesi
kabul edeceğini gösterecek şekilde açılmış."Kime peki? Bereket. Bereket=
Ana. Ana= Dişi. Tanrılar anası - Kibele- Artemis. Zor olanı başarır Efes
Artemis'i. Yani bereket veya doğurganlıkla bekaret yani hiç
doğurmamışlığı birleştirir. İnsanın dişisine atfedilen tüm niteliklere
sahiptir o ve bu nedenle de Artemis'den herhangi bir insanoğlu dünyaya
getirmemiş Bakire'ye, Meryem'e geçiş kolaydır.Ama bu geçiş, yüzyıllar
alır, binlerce hayata mal olur.1800' lerde bir rahibenin rüyasından yola
çıkarak,Meryem ana Evi yapılır. Bulmaca benim gibilerin zihnini
kurcalar; Kibele= Artemis= Meryem Ana. Doğa= Bereket= Ana= Dişi= Bakire=
Üç (Madde ile sonsuzu birarada tutan kutsal üç) = Bir( Kutsal üç
İslam'da bir değil midir?) Bu bir denge. Denge bozulduğu anda ortada
kalan dişidir. Okuduğum haberden bunu
çıkardım............................... Bereket tanrıçası, doğurganlık
simgesi anaç Kibele' den İsa'nın bakire anası Meryem'e uzanan uzun yolun
sonunda, insanlar hala hastalarını Meryem'in kutsal sularının aktığı
yere getiriyor, çare arıyorlar. Bu ülkede saçma sapan, acınası bir
biçimde bakirelik tartışmalarını da geçtim, genç kızlar töre gereği
öldürülürken, Güzel Artemis, Selçuk Müzesi'nde ziyaretçilere gülümsüyor.
Biz kadını, kadın tanrıçayı anlatıyoruz, dışarıda genç bir kızın canına
kıyılıyor.
SONUÇ: Artemis
Tapınağı'nın arkasındaki o koruyu istiyorum yeniden. Bu ülkenin acilen
içi; selvi, çam, zeytin ağaçlarıyla dolu, geniş bir sığınma evine
ihtiyacı var bakire ve bakire olmayanlar için.
S.KALİ